İşte bu yüzden, dünya hayatını hakiki bir şekilde anlamak, her şeyi kapsamak ve çözmek hevesinden azade bir gayreti göstermeye başlamak ve fakat bununla birlikte doğduğumuz yer ve zamanı, kaderimiz olarak adlandırılan ve Allah'ın takdiri olan yer ve zamanı kabul etmeye hazır olmak demektir. Teslimiyet, isyan, umutsuzluk, nihilizm ve intihar olmaksızın hayatın çözülmezliği ve anlamsızlığından insani ve onurlu tek çıkış yoludur. Bu, hayatın kaçınılmaz musibetleri içinde bir kahramanın değil sıradan bir insanın hissettiği kahramanlık duygusudur, vazifesini yerine getiren ve kaderine razı olan bir şehidin trajik hissidir.
İslam, adını kanunlarından, emir ve yasaklarından, talep ettiği bedensel ve ruhsal çabadan değil, tüm bunları kapsayan ve aynı zamanda aşan, bir marifet anından, ruhun zaman ile ölçüşme kuvvetinden, bir mevcudiyetin sunabileceği her şeye tahammül etme dirayetinden, tek kelime ile teslimiyet hakikatinden almıştır.
*Ey teslimiyet, senin adın İslam'dır!*