İnsan bazen kendi kendine müebbet biçer. Hepimiz kafamızın içinde pişmanlık hapishaneleri taşırız, öyle ki sebep oldukları vicdan azabından ve acıdan kurtuluş yoktur.
Bütün bozuk ahlaki pusulalar düzeltilemez değildir. Bazıları, bir başkasının erdemli dokunuşuyla yeniden çalışmaya başlar. Hepimiz kendi zihinlerimizin içinde yalnız başımıza yolculuk ederiz ama bir başkasının niyetini kötülüğün kuzeyinden ya da yanlışın güneyinden uzaklaştırmak mümkündür. İnsanlar değişebilirler ama değişmemeyi seçerler.
Bazen insanların sırf öylesine yüz ifadelerini değiştirdiklerini düşünürüm. Bir insanın gülümsemesi onun mutlu olduğu anlamına gelmez, tıpkı ağlamasının üzgün olduğu anlamına gelmediği gibi. Yüzlerimiz de dillerimiz kadar çok yalan söyler.