sukoska

sukoska
@sukoska
19 okur puanı
Kasım 2025 tarihinde katıldı
B., kendisinin ve benim, bir hapishanenin gecesine girdiğimizi, oradan ancak ölü çıkacağımızı, duvarın öte tarafına yapışmış bir kulağı bekleyerek, soğukta, çıplak kalplerimizi duvara yapıştırmaya mahkûm olduğumuzu biliyor, ama unutuyor (bu amaç için unutmak şart değil mi?).
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yalan söyleme gücü? Bunu da söylemeliyim: Sıraladığım bu sözcükler yalan söylüyorlar. Hapiste duvarlara yazı yazmazdım: Çıkışı aramaktan tırnaklarım sökülürdü. Yazmak, tırnaklara kavuşmak, boş yere de olsa, kurtuluş anını umut etmek mi? Yazma nedenim, B.'ye ulaşmaktır.
"şirk"et
Zorlu uğraşlardan sonra Kabil'in çocukları dünyevi plânın bilgeliğini ve maddi gücü öğrendiler. Sanayi ve politika üstadı oldular. Şit'in çocukları ise sadece Tanrı emirlerine göre hayatlarını yönlendiriyorlardı, böylece ilâhi ve ruhsal bilgeliğin elçileri oldular ve ruhban sınıfını oluşturdular.
Dünya o kadar güzel olmuştur ki (Samuel soyundan, Kabil'den gelenler sebebiyle) Kabil'in çocukları Ay Tanrı Yehova tarafından kovuldukları Cennetleri unutmuşlardır.
Isolde'nin kılıcı ve imkansız
Beni B.'ye bağlayan şey, ortak, güvenli bir yaşam değil; onun ve benim önümüzde bir boşluk gibi uzanan imkânsızdır. Çıkış yokluğu, her durumda yeniden doğan zorluklar, Isolde'nin kılıcı gibi aramızda duran bu ölüm tehlikesi, bizi kalbin dayanamayacağı kadar uzağa götüren arzu, sürekli bir parçalanmadan acı çekme gereksinimi ve tüm bunların hâlâ, tesadüfen, yalnızca yoksulluğa götürdüğüne, pisliğe ve karakter yoksunluğuna düşürdüğüne dair -B.'den kaynaklanan- kuşku: Tüm bunlar her anı yalnızca eylemin çözebileceği bir panik, beklenti, gözüpeklik, korku (daha ender olarak öfkelendiren bir zevk) karışımı haline getiriyor (ama eylem...)