Şule

Şule
@sulebzey
Ankara Üniversitesi
Ankara
84 okur puanı
Ocak 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·80 syf.·
2023 3. kitabı
Kitabı okudukça aklıma: "Psikologlara gerçek hastalar değil, onların hasta ettikleri kişiler gider." sözü geldi. Dolaylı yoldan kitapla bağdaşan bir söz. Topluma hükmeden bir efendi, Tanrı tarafından gönderildiğini iddia eden papaz ve ezilmeye mahkûm edilen zavallı halk. İnsanların kendilerince koydukları "adalet" ve "hükümler" adı altında dini ve siyaseti yine kendilerince yeniden inşaa ettikleri bir toplumda süregelen yaşamları ele almaktadır. Suçluyu suçsuzu, haklıyı haksızı sorgulamadan ölümle yargılanan onlarca hayat. Bunlara bir başkaldırı niteliğinde olan bir eserdir. "Ne Tanrı yasalarını ne hakiki inancın asıl maksadını anlayabiliyor ne de günahkârla masumu ayırt edebiliyorlar. İçlerindeki sırları keşfetmeden, sadece nesnelerin yüzeyine bakıyorlar. Cahilce hüküm veriyor, düşüncesizce yargılıyor, suçlu ile suçsuzu, iyi ile kötüyü aynı kefeye koyuyorlar."
Düşünce
Asi RuhlarHalil Cibran · Zeplin Kitap · 20183,465 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasıl'a katlanabilir.
Puan vermedi·155 syf.·
2023 2. kitabı
Her insanın kendini kaybettiği, boşlukta savrulduğu ve çıkış yolu bulamadığı anları olmuştur. İşte o anda gelen değersizlik hissi; her şeye karşı anlamsızlık ve seni tümüyle kaplayan yitirme duygusu. Bana birisi, "İnsan acının etkisindeyken gözden kaçırdığı şeyler olabiliyor." demişti. O zaman anladım ki, öyle anlarda her şeye karşı bir yabancılık hissiyle yüzleşiyorsun; bakıyorsun ama göremiyorsun. İnsanın toparlanabilmesi için, tutunacak bir amacın olması gerekir. Önemli olan o amacı bulabilmek. Her şeyi tekrar gözden geçirmemi sağlayan, bir seferlik okumayla yetinmeyip bana hayatın anlamını hatırlatacak değerli bir kitap oldu. Kitaptan bir alıntıyla da bitirmek istiyorum: "Yaşamda gerçekten bir anlam varsa, o halde ıstırapta da bir anlam olmalıdır. Istırap, kader ve ölüm gibi yaşamın alaşağı edilemez bir parçasıdır. Istırap ve ölüm olmadan insan yaşamı tam olmaz."
1000Kitap
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,3bin okunma
10/10
·112 syf.·
2020 2. kitabı
Franz Kafka'nın babasına olan kırgınlığını, kızgınlığını, sitemlerini, onun yüzüne söyleyemediği içinde kalan bütün suçlamalarını ona bir mektup yazarak babasına iletmek istemiş ancak bu mektup hiç yerine ulaşamamıştır. Birbirinden çok farklı iki kişi. Baba ve oğul. Biri güçlü diğeri zayıf, biri otoriter diğeri ezilmiş, biri özgüvenli diğeri özgüvensiz, biri cesur ve baskın iken diğeri ürkek ve çekingen. Babasının Kafka'ya çocukluğundan beri üzerinde bıraktığı etkileri, baskıları, zorbalıkları, onu değersiz hissettirmesi hatta üzerinde bıraktığı kalıcı hasarları da kitapta görüyoruz. Hep babasından korkan ürkek bir çocuk var aslında kitapta. Kafka kararmış iç dünyasını bu mektubunda ve diğer kitaplarında da net bir şekilde bizlere hissettirmeye çalışmış. Mektuba genel olarak baktığımda Kafka'nın babasını hem suçlarken hem de onun masum olduğuna inanmak isteyerek yazmış anladığım kadarıyla. Babasının üzerinde bıraktığı etkileri "Dönüşüm" kitabında ki baba karakterinde de görebiliriz. Babasının benzer özelliklerini oradaki baba karakterinde de kullanmıştır. Üzerinde olan baskılar yüzünden bazı şeyleri babasından kaçış, özgürlük olarak ifade etmiştir. Mesela Felice Baver ile evlenmeyi babasından bir kaçış olarak görüyor. Babası ile arasındaki bu yabancılaşma, iletişimsizlik onda çok büyük etkiler bırakmıştır. 36 yaşına gelmesine rağmen yaşadıklarından dolayı hala özgüvensiz. Babasının ona gösteremediği sevgiyi, ilgisizliği, her defasında onun aşağılayıcı sözlerini ve daha bir çok şeyi hissetmektedir. Her daim güçlü, sert bir baba; karşısında ise hep ezilmiş, korkak, çekingen, zayıf bir çocuk olarak devam etmiş bu ilişki. Ve bunun sonucunda da hayatı boyunca kendisini en çok etkileyen kişi babası olmuştur. Yaşadıklarından dolayı kendisini sürekli yazmaya vermiş,
1000Kitap
Babaya MektupFranz Kafka · Can Yayınları · 201954bin okunma
10/10
·131 syf.·
2020 1. kitabı
İşlediği suçtan ötürü idam cezasına çarptırılan idam mahkumunun, 6 haftalık süreç içinde yaşadığı psikolojik ve fiziksel durumlarına şahit oluyoruz. O an hissettiklerini, hücre yaşantısını, insanların kendisine karşı nasıl davrandığını en ince ayrıntısına kadar mahkûmun dilinden okuyoruz. Kitabın başında uzun bir önsöz yer alıyor. Burada Fransa'nın o zamanki dönem şartları, siyasi bilgileri, gerçekleşen idamlar (v.b) detaylı bir şekilde anlatılmış. Yazar, ustaca bir dil kullanmış, yaşanan o duyguları bize de yaşatmaya çalışmış. Fazlaca betimlemeler yer alıyor. Zaten çoğu şey zihnimizde canlanıyor. İstesenizde istemesenizde birden kitabın içinde kendinizi buluyorsunuz. Yazar idam cezasına karşı çıktığını, kötü ve yararsız olduğunu kendisinin de şahit olduğu idam sonrasında halka göstermek için bu eseri yazmıştır. İdamın halk için eğlence haline geldiğini, yaşlıdan tut çocuklara kadar herkesin izlemek için oluşturduğu kalabalıktan, cezanın bambaşka amaçlarla kullanıldığına, sırf örnek olsun diye belki de binlerce masum cana kıyıldığından bahsetmiş. Ne garip değil mi? Bir insanın ölümünü izlemek eğlence sayılıyor. Bu dünyadan bir insanın gidecek olması hatta öldürülecek olması onlar için hiçbir şey ifade etmiyor. Sadece zevk almak umurlarında. Ve en ilginci de bu grubun içinde çocuklarında dahil olması... İdam çok ağır bir ceza. Bir insan canının bir insan tarafından alınmasının bu kadar alışılmış, kabullenilmiş normal bir durum haline gelmesi korkunç! Kitabı okurken en çok kafama takılan şey mahkûmun ne suç işlediği idi. Yazar buna hiç değinmemiş. Sanıyorum ki yazar; mahkûmun işlediği suç hakkında "haketmiş" veya "haketmemiş" şeklinde düşünmemizi istememiş. Çok etkileyici ve düşüncelerinizi sorgulatan bir kitaptı. Anlatımı çok güzeldi, bir de bunu mahkumun kaleminden
1000Kitap
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,5bin okunma