Öncelikle aslında kitabın Resital Yayınevi tarafından 2007'de yayımlanan 3. baskısını okuduğumu belirtmek isterim. Baskı sitede olmadığından ve ben de ekleyebilecek kadar kıdemli bir kullanıcı olmadığımdan yorumumu bu baskı üzerine yapıyorum.
Umarım benim okuduğum basımın üzerine kitap yeniden incelenmiştir, ya da en azından yazarımızın görüşleri değişmiştir. Buraya Bir Psikiyatristin Gizli Defteri'nden geldim. Öncelikle eğer beklediğiniz benzeri bir vaka anlatımı ve yazarın vaka sürecindeki psikanaliz ve düşüncelerinin paylaşımıysa bu kitap bu öğeleri barındırmıyor, haberiniz olsun.
Her yazar istediğini anlatmakta özgürdür, o yüzden beklediğimi bulamadığım için hayal kırıklığına uğrayamam. Yalnız konunun uzmanı olmamakla birlikte derin bir psikoloji ilgisi ve eğitimlerinden geçmeye çalışan bir insan olarak, 20 yıllık klinik psikolog tecrübesine sahip bir insanın kullandığı suçlayıcı dil yüzünden hayal kırıklığı yaşama hakkımı rezerve edebileceğimi düşünüyorum.
Özellikle de ikili ilişkiler için psikolojide öğrendiğim ilk ve en önemli noktalardan bir tanesi "ben" dilini kullanabilmekti. "Sen" bunu yaptın, "sen" böyle davrandın diye karşımızdakini suçlamak yerine "sen"in bu davranışın karşısında "ben" böyle hissedebildim demekti. Benim bu kitapta okuduğum tek şey yazarın bütün "doğrularına" ve "kusursuzluklarına" karşı içinde bulunduğu çevrenin, toplumun, hatta ülkenin ona bir türlü hak ettiği (ya da hak ettiğini iddaa ettiği) saygıyı veya takdiri göstermemesiydi.
Bir psikolog olarak bu kadar bastırılmış sinirin, nefretin, tahammülsüzlüğün 200 sayfada okura böylesine hissettirilmesine çok şaşırdım. Belki de hepimizi rahatsız eden olaylar, insanlar, ve yaşanmışlıkların "bir psikoloğun sosyolojik gözlemleri" adı altında bize tokat gibi vurulması beni açıkçası çok rahatsız