"Kraliçelerin lanetinin mutsuzluk olduğuna inandım hep. Fakat bakıyorum ki bu doğru değil. Istırap, seni hâlâ kontrol edebilen ve cezalandırabilen diğer kişilerden geliyor. Öyleyse mutsuz bir kraliçenin ne yapması lazım?"
"Krallığını yönetmesi lazım. Herkesten ayrı. Yalnız başına."
Çünkü kaybettiğin şey seni asla gerçekten terk etmezdi. Yeni başlangıçlar, aynı zamanda sonlar da demekti. Umut, ıstırabın diğer yanında bulduğun şeydi.
Ana ve oğulun, iki eşin, iki sevgilinin karşılaşmalarının ilk ânında söylenen kelimeleri hatırlamak mümkün mü? Basit mi basit, sıradan mı sıradan cümleler söylerler, hatta kâğıdın üzerine eksiksiz dökülse gülünçtür. Ama burada her bir kelime yerli yerinde ve sonsuzcasına tatlıdır çünkü yeryüzündeki en değerli sesle dile gelmiştir onlar.