Allah'ın yarattıklarına şefkatli davranmayan, Allah'ın dostu olamaz. Kim de O'nun mahlükâtını aziz tutar, onlara şefkatle muamele ederse, Hak ehlinin ulaştığı mertebelere nail olur.
Akıl dünyevi işlerimizde başarılı olmasına rağmen, mahiyeti icabı, hakikate, ilahi esrara, yani marifetullaha vasıl olmakta yetersiz kalır. Bu ulvi yolculuk için bir vasıta gereklidir. Oda gönüldür, aşktır, vecddir, istiğraktır. Akıl Mustafa’ya kurban olsun! “
Eskiden mektep bir mabetti. Camilerde ders köşeleri olurdu, bir sütunun altında bir hoca efendi talebesini toplar onlara bir ders okuturdu. Ramazan'da dersler biter, hatm-i şerifler okunurdu. Beyazıt Camii'nde her köşede bir hafızın hususî bir cemaati vardı. Eskiler eğitimi böyle gördüler ve bir ibadete hazırlanır gibi hazırlandılar.