Ahiretsiz bir dünya ferahlığı elde etmek için dünya süslerine bürünen ve fânî lezzetlerde son gününe kadar yorulanların hâli, ne hazin bir tükeniştir! İslamiyet ise, cihāna hikmet gözü ile bakmayı emretmekte ve hayatın istikamet üzere ve şuurlu bir şekilde yaşanmasını istemektedir.
Rabbi, insana o kadar şefkatli ki iyilikleri ona emretmiş ama bu emri yerine getirmesi konusunda onu desteksiz ve dayanaksız bırakmamış. Öncelikle insanın içine yerleştirdiği vicdan mekanizmasıyla onu bu konuda güçlendirmiş. Bununla birlikte iyilikleri yapma anına bir bahşiş ya da bir avans manasında ruhi ve kalbi karşılıklar bahşetmiş. Bu sebeple insan, iyilik yapmadaki isabetliliği öncelikle kendi vicdanında hisseder, kalbinde bulur.
İyilik eyleminin içindeki bu mükafatın bir başka hikmeti de faili, yaptığı eylemin ahiretteki karşılığı hususunda önceden haberdar etmektir