Oidipus, “bilmeceyi çözen adam” olarak tanınsa da kendi kökeni hakkında en az bilgiye sahip olandır. Kişisel tarihindeki boşluğu, dış dünyaya dair aşırı bilgi biriktirme ve bilmişlik ile kapatmaya çalışır.
Dünya, vasat insanlar için düzenlenmiş, vasatın yukarısındaki kimseleri de kendi ortalama çizgisine çekmeye zorlayan biçimleri yerleşik hale getirmiş bir yer.
İnsanın sevgiye bağımlı ve bu konuda açgözlü olması onun, çocukluğunda bol bol sahip olduğu bir şeyden şimdi vazgeçmek istememesi anlamına değil, hiçbir zaman sahip olmadığı bir şeyleri aradığı anlamına gelir.
kişi ona travma yaşatmış durumu yeniden yaşamaktan o kadar korkar ki ona o durumu şimdi başka bir düzlemde hatırlatan her şeye karşı çok kişinin “abartılı” diyeceği, “fazla” bulacağı bir tepki verir.
Çocuğun bir şey sormadan hatta düşünmeden önce izin isteyerek kendisini bedenen ve ruhen frenlemeye alışması bunun farkında olmasalar da otoritenin onayını almadan bir şey düşünemeyen ve hareket edemeyen nesiller yetiştirmek üzere okulun aileyle işbirliği yapması demek. Aile, çocuğu halihazırdaki dünyaya adapte olacağı şekilde sosyalleştirme amacını güder çocuk ve toplum arasında köprü görevini görür. Ne var ki ailenin çoktan içselleştirdiği ve aslında kendisinin de mağduru olduğu hakim sistem, kendi varlığını mümkün en az değişiklikle devam ettirmek için sinsice planlanmış istismarlar bütününden başka bir şey değildir.