Açık söylemek gerekirse beklentim bir miktar düşüktü ve uzun zamandır kitap okuyamıyordum. Hem beklentim yüzünden utandım hem de kitap okuma şevkim geri geldi. Son bölüm inanılmaz spoiler yiyeceğimi bir çok yerde okuduğum icin kendimi son sayfaya gitmekten hep geri çevirdim iyi ki öyle yapmisim. Neyse kitaba dönersek, konu biraz uzak olduğum bir konu ama o kadar hızlı okuttu ki kendini. Kitap oku beni diye bağırıyor, yakanıza yapışıyor. Her bölüme ayrı bir merakla başladım. sonlara doğru ağzım iki metre açık gezdim, bazı şeyleri tahmin etmiştim ama son bölüm beni gerçek anlamda şoka soktu. Özellikle Sezin’in kurgusunun bu kadar iyileşmesi… Otuz Yedi’den bu keyifi alamamış hatta sanırım yarıda bırakmıştım ama bu kitap gerçek bir şaheserdi. Ön yargılı bakıyorsanız kesinlikle hata yapıyorsunuz.
Spoiler içeren alana geldik.
Biri geçmişe gidip bir şeyler düzeltmeye çalıştıkça artık durun diye bas bas bağırasım, saçımı başımı yolasım geliyor. Arkadaşım bir kere gittin düzelmedi bir şey işte dur bir olduğun yerde değil mi? Yok düzeltecek. Herkes her şeyi düzeltmeye çalıştıkça kocaman bir öfke topuna dönüştüm. En başta müphem yerine psikolojik bir destek alsa düzelecek olan ana karakterimiz Leyla, bebeğim seni çok seviyorum ya. Kitap boyunca Leyla’ya sarılmak istedim. Ebeveynlerine ebeveynlik yapmak zorunda kalması, ikizinin ölümü onun için de çok zorken evdeki herkesin onu yok sayması beni çok yaraladı. Özellikle annesiyle mutfakta yaptığı konuşmada bir miktar ağlamış bile olabilirim. Yağmur, nolur arkadaşım ol ben de hukuk okuyorum bebek. Leyla’ya kitap boyunca ne kadar kızıp, üzüldüysem Yağmur’u da o kadar takdir ettim. Durduğu çizgi süperdi. Barlas sana çok nötrüm oğlum… Müphemin kocaman bir manyaklar topluluğu olduğunu düşündüğüm için bayağı bir eksidesin. Ama kendince