Kitabı bir kaç gün önce bitirdim ve hakkında yazmak için biraz ara vermem gerekti. Öncelikle kitabın konusunu çok yaratıcı buldum. Yani daha önce herhangi bir yerde okuduğum ya da gördüğüm bir yazımı yoktu ve Adam Silvera'nın kalemine de hayran kaldım. Karakterleri çok güzel ve içten yazmış. Bunun sayesinde tüm kitap boyunca Mateo ve Rufus'un yanında gezmiş gibi hissettim. Arkaşlıkları çok değerliydi benim için çünkü birbirlerine o kadar hızlı ve gerçekten bağlanmışlardı ki... Bazı durumlarda Rufus Mateo'yu bırakıp arkasına bakmadan gidebilirdi ama bıraksaydı eğer eve gidip tüm gün orada oturacağını biliyordu ve onun son gününü böyle geçirmesini istemedi. Yani birbirlerine verdikleri değer gerçekten çok güzel ve değerliydi.
Kitapta gereksiz bulduğun bir şey var o da hikaye ile ilgisi olmayan ya da hakkında bilmesekte olur diyeceğimiz karakterler hakkında da okuyoruz. Mesela Rufus'un ölüm habercisinin gününü okuduk ama onun günü bir yere çıkmadı ve ben boşuna yazılmış ve okunmuş sayfalar olarak gördüm o sayfaları. Böyle bölümler yerine Rufus ile Mateo hakkında daha çok yazılabilirdi. Ama bunun dışında her şey çok güzeldi.
Mateo'nun ölüm şekli beni çok hayal kırıklığına uğrattı. Ben tüm kitap boyunca birbirlerini öldüreceklerini düşünmüştüm ama sonra Mateo çay yapmak istediği için öldü.. Üzücü ve gereksiz bir ölümdü, Rufus'ta bunu biliyordu ve ''Ölmesine değmeyecek bir şey için öldü'' gibi bir şey demişti. Aslında sonuç olarak ikisi de birbiri ile tanıştığı için öldü. Mateo Rufus olmasaydı o evden hiç çıkmaz ve ocağın bozuk olduğunu unuttuğu için çay yapmaya kalkmazdı. Ama tam tersi Rufus Mateo ile karşılaştığı için ölmedi, onu kaybettiği için öldü. Yani Mateo Rufus'la tanıştığı için, Rufus'ta Mateo'yu kaybettiği için öldü...