"Peki sen kimsin?" diye soruyor onu kucaklamış tanımadığı, kulağa çok fazla şeye sahipmiş, gıpta edilen ve sevilen biriymiş gibi gelen bir insanı tarif eden adama. "Sen kimsin?"
Adamın bu soruya da bir cevabı var: "Ben Willem Ragnarson" diyor. "Ve yanından hiç ayrılmayacağım."
Normal olmak istiyor hep ve sadece normal olmak istedi, ama her geçen yıl normallikten gitgide uzaklaşıyor. Zihni ve bedeni birbirinden ayrı ve rekabet içinde iki varlık olarak düşünmenin mantıksızlığını biliyor ama bunu yapmaya engel olamıyor. Bedeninin bir çarpışma daha kazanmasını, onun adına karar vermesini, onu çaresizliğe düşürmesini istemiyor.
Yanlış düşünüyorsun. Hiçbir ilişki sana istediğin her şeyi veremez. Verdikleri bellidir. Bir insandan istediğin her şeyi ortaya koyar –artık vücut kimyası mı olur, sohbeti mi, maddi desteği mi, fikir uyumu mu, iyilik mi sadakat mi ne istersen– ama bunlardan sadece üçünü alabilirsin. Üçten fazlası olmaz. Hadi çok şanslıysan dört. Kalanını başka yerde ararsın. Sana aradıklarının hepsini veren biri ancak filmlerde olur. Ama film değil bu. Gerçek hayatta, ömrünün kalanını hangi üç özellikle geçirmek istediğini belirleyip bunları bir başkasında ararsın. Hayat budur işte.