Ayşe Akgün

AKIBET AÇIK DENİZ
Dümen suyumuzsa yakamozlanarak yer yer yıldız girdapları ve fırıl fırıl dönen alev topaçları halinde gerimizde uzuyordu.Yıldızlar saf saf,sağnak sağnak doğuyorlardı.Gök de Deniz gibi bir parıltı deryası oldu.Doğu ağardı,ay doğdu.Gecenin gece denecek yeri kalmadı.Bu başka bir gündüzdü.Her günkü dünyanın değil,başka bir âlemin gündüzü.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Reklam
Kayığa baktım ,pembe yelkenlerini kuğu göğsü gibi kabartarak ve uzun gölgesini kararıp menekşe rengi alan sulara salarak , sanki başka bir renk âlemine gidiyor ve batının engine açılan kapısına doğru yol alıyordu.O an ,bütün yaradılışta bir duraklama vardı.Ne bileyim,düşünceli bir hal o !O lahzadaki güzelliklere kıyas, resimlerini gördüğümüz taşlı ve tahtlı imparator ve krallar birer soytarı kadar olamadıkları gibi; imparatorlukları da, karşımızdaki azametin muvacehesinde birer çöplük mesabesinde kalırlardı.
Sayfa 87·Kitabı okudu
“Vira Demir!”emri verildi.Zincirler berrak havada çın çın öttü.O anda artık demirin hiçbir yerde mayan edilmemesini ve kayığın ilelebet gitmesini özlüyordum.Meltem yamaç çiçeklerinin nefeslerini ve çiylerin serinliğini getiriyordu.Gün denizden yıkana yıkana doğuyordu.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Boğumsu bulutlar ardından görünen yeni hilal ,sanki hilal değildi de dudakta sezilen ince bir tebessümdü.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Geceyi Engin dolanışıyla samanyolu kuşatmıştı.O an,biz Ege balıkçıları artık şuralı veyahut buralı değildik ;kâinatın temasını derilerimizin üzerinde duyuyorduk,kâinatlıydık artık.Denizlerle,dağlar taşlar ve yıldızlarla birlikte hep çocuktuk...
Sayfa 60·Kitabı okudu
Reklam