İlk otuz saniye içinde, varoluşun beş boyutunu yaşatarak dinlendiğinde, konuşanlar kendilerini değerli hissetmişler, anlattıkları konuyu önemli görmüşler ve daha da yaratıcı biçimde, zevkle konuyu geliştirmeye başlamışlardır.
İkinci otuz saniye içinde, sen varsın ama sende bir bozukluk var tarzı içinde dinlenince, neyi anlatacaklarını unuttuklarını, kendilerini savunmaya önem verdiklerini, konuşmaktan zevk almadıklarını, gerginleştiklerini söylemişlerdir.
En kötü deneyim, üçüncü aşamada yaşanmıştır. Konuşanlar, umurumda değilsin, sen yoksun tavrı içinde dinlenince, daha doğrusu yok sayılıp dinlenmeyince, kendilerini bir hiç gibi hissettiklerini, 'Duvara konuşsam daha iyi olurdu, gibi bir duyguya kapıldıklarını söylemişlerdir.