Asil ve ulvi bir karakter lütuf değildir ya da şans eseri oluşmaz, ancak sürekli bir çabayla doğru düşünerek uzun süreli ilahi düşüncelerin bir bileşkesi olarak doğar.
Kadınlar için onların hastalıklarının, zihinsel problemlerinin yüzde doksan dokuzunun temelde sevgi ihtiyacı olduğu doğrudur.
Ne zaman bir kadını seversen onun hiç sorunu olmaz. Ne zaman sevgide bazı sorunlar olursa pek çok problem ortaya çıkar. Artık o ilgi için can atıyor.
- Algı Prensibi (Etrafımızdaki dünyayı nasıl görüyor ve algı hyoruz?)
- Eylem Prensibi (Aldığımız kararlar, eylemlerimiz ve bunların kapsamı)
- İrade Prensibi (Değiştiremediğimiz şeylerle nasıl başa çıkar, doğru ve tatmin edici bir kanıya nasıl varır ve dünyadaki yerimiz hakkında doğru bir anlayışa nasıl sahip oluruz?)
"Hayatı en iyi nasıl yaşarız?", "Öfkemi nasıl kontrol ederim?", "Etrafımdaki insanlara karşı sorumluluklarım nelerdir?" "Ölmekten korkuyorum. Bu neden olabilir?", "Karşılaştığım zor durumlarla nasıl başa çıkabilirim?", "İleride elime geçecek başarı ya da gücü nasıl yönetebilirim?"
Marcus Aurelius şöyle gözlemleyecektir: "Kendimi sofistlerin tuzağına düşmediğim, yazar kimliğimden sıyrılmak zorunda kalmadığım ya da mantığı tamamen dışlamadığım ve cennet üzerine yaptığım çalışmalarla kendimi meşgul etmediğim bir felsefeye kalbimi kaptırmış bir halde bulmak benim için ne büyük mutluluktu."