"Hayatı bu kadar önemli yapan şey, bir daha gelmeyecek olmasıdır."
-Emily Dickinson (sf.35)

Ermiş, Sörfçü ve Patron; yalın, anlaşılır bir dille yazılmış bir kişisel gelişim kitabı. Robin Sharma kendi anlatımının yanı sıra ünlü bilginlerin sözlerini kullanmış. Bu sözler ile kitabı süsleyip daha bir zengin hale getirmiş. Kitabın sonuna doğru biraz sıkıldığımı söyleyebilirim. Belki bu durum daha önce, böyle bir türü okumadığımdan kaynaklanıyor olabilir. Ama yine de okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitap, kahramanı olan Jack Valentine ile birlikte kendi içimizin derinliklerine inip, kendimizi keşfedebilme olanağı sağlıyor.

Spoiler dikkat dikkat !!! :))

Kitap, Jack'in geçirdiği bir kaza sonucu hastaneye yatırılması üzerine başlıyor. Hastanede tanıştığı gizemli oda arkadaşı Cal'ın, Jack için hazırladığı eşsiz armağan ile devam ediyor. Cal, Jack'in küçükken kendisini terk eden babası. Aslında yıllar sonra ortaya çıkan baba, oğluna belki de en büyük iyiliği yapıyor. Hayat koşuşturması içinde kendini kaybedip, yaşadığı hayattan sıkılan oğluna kendini bulması için onu üç bilgeye gönderiyor.

"Kendini tamamlamak için ne gerekiyorsa yap. İçindeki boşluğu doldur. Ve unutma, seni tamamlamaya götüren kapı dışarıya doğru değil, içeriye doğru açılır."

Jack'e kendisini bulması için yardımcı olan bilgeler; Ermiş (Mikel), Sörfçü (Moe) ve Patron (Tess)'dur. Bu bilgeler aslında hayatın içindeki insanlardır. Jack'e sırasıyla Nihai Sorular'ı sorarak kendini bulup, daha doğru bir şekilde yaşaması için yardımcı oluyorlar.
1. Bilgece yaşadım mı?
2. Gerektiği gibi sevdim mi?
3. Olağanüstü bir hizmeti nasıl verebilirim?

Kitapta beni bir hayli etkileyen, bir detaydan da söz etmek istiyorum.
"Çoğu insan zamanlarını hayatında ters giden şeyler için başkasını suçlayarak harcıyor."
"Oysa sen bir parmağın ile karşıyı gösterirken diğer üç parmak seni gösteriyor." Bu küçük ama derin detayı bu kitabı okumadan önce ne yazık ki bende bilmiyordum.

"Dünyadaki şeytanlar sadece kalplerimizde yer edenlerdir. Savaşın yapılması gereken esas yer orasıdır."
- Mahatma Gandhi (sf.77)

"...korkunun panzehirinin sevgi olduğunu aklından çıkarma." (sf.73)

Bu kitabın temelinde yer alıp onu şekillendiren en derin konu sevgiydi. Aslında korkunun değil bu hayatın en kötü duygularının panzehiridir, sevgi. Sevginin aşamayacağı yol, yıkamayacağı duvar yoktur. Bizleri hayata bağlayan en büyük nedenimizdir sevgi. Sevmek lazım; ağacı, toprağı, suyu, insanı, çocuğu, kuşu bazen de bir gülüşü...

Sevgiyle kalın. Keyifli okumalar dilerim. :))

Kevser S., bir alıntı ekledi.
 37 dk. · Kitabı okuyor

Asıl sorular?
... Hangi tevizyon programını seyredeceğiniz, hangi arabayı alacağınız, ne zaman terfi edeceğiniz, hangi üniversiteye gideceğiniz gibi saçma sapan şeyleri saplantı haline getiriyor, yaşamda öylece yuvarlanıp gidiyorsunuz. Asıl sormanız gerekenin dışında, yaşamınızdaki tüm ıvır zıvırla derinlemesine ilgileniyorsunuz. Ya asıl sorular?

Empati, Adam Fawer (Sayfa 513 - Aprıl)Empati, Adam Fawer (Sayfa 513 - Aprıl)
DESTİNA ÖYKÜ, Hızlandıkça Azalıyorum'u inceledi.
38 dk. · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Neredeyse süslü cümlelerden uzak yazar tarafından lafı dolandırmadan sade ve basit bir şekilde yazılmış, her cümlesinde düşünmek isteyeceğiniz, hatta düşünmek zorunda kalacağınız bir kitap "Hızlandıkça Azalıyorum"

Yaşamının sonlarına doğru yaklaşan yaşlı kadın Mathea'nın varoluş hakkında sorular soran, cevaplar arayan, daha önce verilmiş olan cevapları sorgulamasını anlatan bir kitap bu. Cevap arama süreçleri kadar soruları da başlı başına dikkate değer.

Hepsi de insanı okuyunca kışkırtıcı olan bu sorulara sade ve sakin cevaplar vererek, bu esnada yeni soruların sorulmasına da zemin hazırlayarak, okurunu bambaşka hayata bir pencereden bakmaktan ziyade , pencerenin olduğuna dikkat çekiyor.

Çizgiler
tanrıyı sorgularken ona karşı kırıcı olmayın. istemsizce içinizden argo sözcükler geçebilir ama ona karşı narin olun, ince davranın.

gülümseyerek karşılayın onu her gelişinde masanıza. kahve ısmarlayın. belki bir amerikano içer, belki bir türk kahvesi, belki de bir sütlü çay..

ona ilk önce bilimden bahsedin, sorular sorun.
cevapları sizi mutlu ettiyse ne mutlu size! peki ya etmediyse?
(...)olsun. hiçbir şey kaybetmedi tanrı.
ama bir şeyler eksik kaldı.
öğrenmenin yaşı yok, diyebilirsin.
hiçbir şeye geç kalmadın, sorgula diyebilirsin.

sonra kafanızdaki mantık hatalarını sorun.
hepsine teker teker cevap verecektir. uğraşacaktır. bu da sizi mutlu edecektir.
saygılı olmaya devam edin.

onu yarattınız.

ondan istekte bulunmayın, dua etmeyin. bu kaçırılmaz bir fırsat. dileğinizi isteyip de gitmesini sağlamayın.

şimdi ise, dini görevlerden hangilerini yerine getirdiğimizden bahsedelim. gülümseyecektir. mutlu olacaktır.

şimdi ise, kendisine günahlarınızı anlatın.

susup kalacaktır.

ve... çekip gidecektir.
yok olacaktır.

aslında masada başından beri kimse yoktu.
aklınız ve siz vardınız.
senin tanrın senin, tanrınsa sen.

Hüzünlü Palyaço, bir alıntı ekledi.
6 saat önce

Ve büyük soruya geldik
"Ve büyük soruya geldik: cinayetin sebebi neydi? Cinayetin amacı hırsızlık değildi çünkü kurbandan hiçbir şey alınmamıştı. Siyasi bir cinayet miydi? Yoksa, cinayetin nedeni bir kadın mıydı? Karşı karşıya kaldığım sorular bunlardı.

Sherlock Holmes Tüm Hikayeleri, Arthur Conan Doyle (Kızıl Dosya - Epub)Sherlock Holmes Tüm Hikayeleri, Arthur Conan Doyle (Kızıl Dosya - Epub)

Tyt-Ayt Puanını sorularını bilmem ama ,
Kabirde ilk çıkacak sorular arasında "İman ettiğin kitabı hic okudun mu?"OLACAK

Hakan Arık, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kafamda Deli Sorular
İnsanlar niçin böyle yaşıyorlardı ?
Niçin bazıları iyi bazıları kötüydü ?
Niye bazıları mutlu, bazıları mutsuz ?
Niye bazılarından herkes korkar da bazılarından kimse korkmaz ?
Niye bazılarının çocukları var, bazılarının yok ?
Niye bazıları başkalarına maaş verdirmeyebiliyor ?

Beyaz Gemi, Cengiz AytmatovBeyaz Gemi, Cengiz Aytmatov
Gülşah, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Yaşamın anlamı nedir diye sorular sormanın bir yararı olmadığına karar verdik; çünkü yaşam bir yanıt değil, bir sorudur ve yaşamın yanıtı siz, kendinizsinizdir.

Her Yerden Çok Uzakta, Ursula K. Le GuinHer Yerden Çok Uzakta, Ursula K. Le Guin
Aslı Zeynep İnci, bir alıntı ekledi.
12 saat önce · Kitabı okuyor

.. yaşamın anlamını genel terimlerle tanımlamak olanaksızdır. Yaşamın anlamına ilişkin sorular, genel ifadelerle yanıtlanamaz.Tıpkı yaşamdaki işlerin son derece gerçek ve somut oluşu gibi "yaşam"da bulanık bir şey değil, son derece gerçek, son derece somut bir şey anlamına gelir.Bunlar, her bireyde farklı ve eşsiz olan kaderi oluşturur.Hiçbir insan ve hiçbir kader, bir başka insanla ya da bir başka kaderle kıyaslanamaz.Hiçbir durum kendini tekrarlamaz ve her bir durum farklı bir tepki gerektirir.Bazen insanın kendini içinde bulduğu bir durum, eylem yoluyla kendi kaderini şekillendirmesini gerektirebilir.Diğer zamanlarda kişinin, düşüncelerini yoğunlaştırma fırsatlarından yararlanıp bu yolla değerlerini gerçekleştirmesi daha avantajlıdır.Bazen insanın sadece kaderini kabul etmesi, kendi talihsizliğine katlanması gerekebilir.Her durum, kendi eşsizliğiyle ayırdedilir ve eldeki durumun getirdiği soruna her zaman için sadece tek bir doğru yanıt vardır.
Bir insan, acı çekmenin kaderi olduğunu gördüğü zaman, acısını kendi görevi olarak kabul etmek zorunda kalacaktır; bu onun tek ve eşsiz görevidir.Acı çekerken bile evrende eşsiz ve yalnız olduğu gerçeğini kabullenmek zorunda kalacaktır.Hiç kimse onu acıdan kurtaramaz ya da onun yerine acı çekemez.Eşsiz fırsatı, taşıdığı yüke katlanma yolunda yaratmaktadır.

İnsanın Anlam Arayışı, Viktor E. Frankl (Sayfa 93)İnsanın Anlam Arayışı, Viktor E. Frankl (Sayfa 93)