• Evet, bir zamanlar yanıtlarım vardı, en iyi yandaşlarımdı bunlar, hatta onlara eşlik etsin diye sorular icat ederdim. Ama hepsini boşlayalı çok oldu.
  • Geç tanıdım, erken kaybediyorum...
    Senin gibi bir yazar tanımadım. Senin gibi? Eski meseleleri açacak değilim şimdi. Eskiten zaman değil bu hali. Daha başka türlü. Bildiğin gibi değil... Ölümü yakıştıramıyorum sana. Bunu duysan kızarsın biliyorum. Ben sesini kah Server'den kah Selim'den kah Hikmet'ten duyuyorum. Sen beni duyuyor musun? Ölüm her şeyi anlamsızlaştırıyor değil mi? Bütünüyle unutulmaya kimsenin gücü yetmiyor mu diyeceksin? Aman aman...
    Bu kaçıncı oldu?
    Ahmet Erhan'ın dediği gibi " Sorular soruları doğuruyor, yorulduğumu, kendimi yine kendi bıçaklarımla deştiğimi düşünüyorum. "
    Elime kalemi alıp yazı yazacak oluyorum, bir bakıyorum senin cümlelerin var önümde. "Albayım bir yanlışlık var! " diyorum da, doğrusu ne olur artık bende bilmiyorum... Biliyorum da bilmiyorum....
    " Bu ne yaman çelişki anne! "
    Haha ha
    Sinirlerim bozuldu. Evet evet, " Sinirlerim gülmek için kafamın neşelenmesini bekleyemiyor. Bu karamsar beyinden bir kahkaha çıkmayacağı için artık ben gülmüyorum. Sinirlerim gülüyor. "
    Her şey neden bu kadar zor olmak zorunda? Neden?

    Böyle herkesin kaçmak istediği gerçekler vardır ya; ya da gerçekleri bırakalım. Nereye bırakalım? Insan bazı sıralar kendinden kaçmak ister ya hani, işte o zamanlar senin yazılarını okumak delilik oluyor. Dünyanın insan benliğine bindirdiği zihin karmaşasının yanında sen birde sırtına mizahı siper etmiş, onun gürültüsüyle yaşamak zorunda kalmışsın. Peki benim suçum neydi güzel adam! Suçlu olmaya gerek mi var¿ Bildiğin gibi değil. Bildiğiniz gibi değil iki ayaklılar!
    Tutunamayanlar'ın kaderi budur mu diyorsun? Aydınlıkta gözlerimiz ağrıyor Tutunamayanlar olarak. Ehh alışkın değiliz. " Bilmem bana böylesi haller nerden gelir? Niye gelir? " Hopppala! Derya'yı da kaybettik. Iyice kayboldum.
    " Yaşamak ölmek gibi değil " değil mi? Sorular sorular... Neye yarar ki?
    Dilimle perçinleşmiş şu cümleleri de bu geceyi bir ...... bitiriyorum:
    Seni geç tanıdım, erken kaybediyorum Atay!
  • Oğuz (Yaş 14) : Orgazm ne demek anne?
    Annem : Çok ayıp. Nerden duydun o kelimeyi? İleride öğrenirsin.
    Oğuz (Yaş 24) : Yaşasın Orgazm!

    "Kişinin eşini daha iyi tanıyabilmek için evlenmeden önce hayatını geçireceği kişiyi çıplak görme izni vardır."
    Ütopya / Thomas More

    Eşlerinizi iyi tanıdığınızı düşünüyor musunuz? Eşlerinizin nelerden hoşlandığını ya da şu an bu yazıyı okuyan istisnasız olarak herkesin annesinin ve babasının orgazm adındaki ötekileştirilmeye çalışılan, konuşulmasından korkulan, çekinilen duyguyu yaşayarak o kişiyi dünyaya getirdiğini biliyor musunuz? Muhtemelen biliyorsunuz, çünkü lise derslerinizde bu bilgi size teorik olarak sadece bir ders saatinde gösterildi. Fakat bu muazzam ve eşsiz duyguyu sırf toplum tarafından eleştirilirim, kötü görülürüm diye konuşmaktan çekiniyorsunuz. Üstüne çocuklarınızın da merak duyduğu bu tür sorulara doğru dürüst cevap veremiyorsunuz.

    Şu an bu yazıyı okuyan bir anne, bir baba ya da herhangi bir insan olabilir. Orgazm, eşlerin birbirlerinin vücutlarını ve aslında bir bakıma evliliklerinin sürecini tanıma aşamaları için olmazsa olmaz bir basamaktır. Bir doyumdur. Eşlerin ömür boyu birbirlerinin bağlılığı için attıkları bir imzadır. Bu vücut ve hoşlanılan zevklerin tanınma basamağı geçilmeden orgazmın da sadece vajinal seksten ibaret olarak düşünülme yanılgısı çok normal ve yaygındır. Böyle duygusuz kişilerin orgazmı salt geçici bir zevk malzemesi olarak düşünmesine şaşırmamak gerek. G noktası diye anılan Gräfenberg noktası, klitoris, klitoris şaftı, üretra, vulva, iç dudak ve dış dudak gibi tanımları öğrenip, ilişkileri duygusuzlaştırmaya ve kusursuzlaştırmaya çalışan bir porno endüstrisine rağmen uğruna bir hayat adanacak eşin de istekleri göz önünde bulundurularak bir ilişki nasıl yakınlaşma, tensellik, şefkat, sarılma ya da duygusal bağ gibi temellerden inşa edilebilir?

    Kitap her ne kadar kapağında "Kadınlar İçin Sıradışı Bir Rehber" olsa da ben kadınlardan çok ülkemizin erkeklerinin okuması gerektiğini düşünüyorum. Zira ülkemizde her zaman var olan cinsel açlık, bir erkeğin yanından geçen herhangi bir giyim tarzındaki kadını bir seks objesi olarak görmesi, tecavüzlere ve kadın ölümlerine gereken cezaların verilmemesi gibi düşünceler hastalıklı düşüncelerdir. Düzmek, becermek, koymak, kaymak, basmak, yaslamak, pompalamak, kaçak et kesmek vs. gibi bir sözcük dağarcığı çeşitliliği yeteneğinin, küfürlerin kadın organı ve anneler üzerinden gerçekleştiği bir ülkede olmasına şaşırmamak gerek.

    Halil Cibran'ın söylediği söz ülkemin bütün cinsel açlarına gelsin! :
    "Senin fikrin güzel kadından, çirkinden, iffetliden, orospudan, akıllıdan ve aptaldan bahseder. Benimki ise her kadında bir anne, bir kız kardeş ya da herhangi bir erkeğin kız evladını görür."

    Allah aşkına kadın ölümlerinin bir nicelik olarak kayıda geçtiği ve haberlerde zaplayıp kanıksadığımız -vah vah çevir şu kanalı ya bu ne biçim haber böyle de deriz- o kadınların bir ölüm sayacı gibi sayıldığı siteden kaçınızın haberi var? http://www.anitsayac.com Yoksa erkeklerin bu ülkede orgazm oldukları konu kadınlara tecavüz etmek ve onları öldürmek midir?

    Hastalık ancak aşı ve ilaç gibi yöntemlerle geçirilebilir. Bu konunun en iyi ilacı ise cinsellik konusunda çocukluktan beri olması gereken bir kesintisiz eğitim sürecidir. Merak açlığı ancak bilgi tokluğuyla doyurulabilir. Fakat biz tam tersine ne geleceğin yetişkinleri olacak çocuklarımıza böyle konulardan bahsederiz, ne de onlar sorular sormasına rağmen bu soruları cevaplamaya çabalarız. Bu konunun öğretilmesi ve bu konunun toplum içerisinde konuşulacak rahatlığa ulaşması maalesef şu an bizim ülkemiz için bir ütopya seviyesindedir.

    O zaman tekrar diyelim, yaşasın orgazm!
  • Gerçek sorular, karşılıkları olmayan, belki karşılıkları beklenmeyen sorular değil midir?
    Ferit Edgü
    Sayfa 194 - Ada Yayınları
  • Brüt cümlelerden,
    Net anlamlar devşiriyorum..
    Arta kalanlar;
    Acabalar..
    Sorular..
    Kurgular..
  • Kendi kendine sorular sorup cevap alamadığında başlıyor belki de bir başına kalmışlık hissi, bilmiyorum.