Puan vermedi
#OkuduğumKitapBeniBitirdi Utanç odası Masumiyet/--Utanç Odası İtiraf / Chrysiida Dimoulidou ️Dikkat ️ Bu kitabı psikolojik altyapısı sağlam ve ruhsal durumu güçlü olmayanlar okumasın... Bu kitabı yazmak ne kadar cesaret isterse, okumakta o kadar cesaret ister....... Kitapları bir milyondan fazla satan yazar Chrysiida Dimoulidou gerçekten cesaret gerektiren bir iş yapmış. Utanç Odası, Yunanistan'ın Mora Yarımadası'nda, Messinya'daki küçük bir köyde; din kisvesine bürünmüş zalim bir babanın ve zayıf, çaresiz, Zır cahil bir annenin gölgesinde yaşam mücadelesi veren üç kız kardeşin hikâyesini anlatıyor. İki kitaptan oluşan bu serinin ilk kitabında olaylar tam anlamıyla sonuca ulaşmayan açık uçlu sorular gibiydi. Kitabın sonuna geldiğimde, sanki pimi çekilmiş bir el bombası kucağıma bırakılmış gibi hissettim. İkinci kitap ise çok daha sarsıcı ve çarpıcı bir itirafların olduğu her soru cevabını buluyor. Okuduktan sonra dehşete kapılmamak gerçekten mümkün değil. İnsan olmanın anlamını sorgulatan, aklın sınırlarını zorlayan ve tarif edilmesi güç bir iğrençliği gözler önüne seriyor. Dünyada ve ülkemizde var olmasına rağmen çoğu zaman konuşulmayan ensest gerçeği, büyük bir cesaretle, tüm çirkinliği ve rahatsız edici yönleriyle anlatılıyor. İtirafların birbiri ardına geldiği her bölüm, yüreğimi paramparça ederken inandığım tüm değerleri yok etti. Tüm insani değerlerin ayaklar altına alındığı bu hikâyeyi, kayalıklara doğru sürüklenen bir geminin ne zaman fırtınaya yakalanıp alabora olacağını bekler gibi, büyük bir tedirginlik ve endişeyle okudum. Özellikle mahkeme bölümlerini okurken göz yaşlarım isyan etti. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım kitaplardan biri oldu. Bir aileye yaşatılan utanç, baskı, şiddet, tecavüz, taciz, tehdit, acı, suç, katil, psikolojik istismar ve
Utanç Odası 2Chrysiida Dimoulidou · Pena Yayınları · 201681 okunma
“İnsan neye yönelirse biraz da ona dönüşüyor..”
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Emin Işık’ın dili oldukça sade ve samimi. Okura yukarıdan bakan bir anlatım yerine, insanın kalbine dokunmaya çalışan bir üslup var. Bu yüzden kitabı okurken bir nasihat metni değil de, tecrübeli birinin sohbetini dinliyormuş gibi hissettim. En çok etkilendiğim tarafı ise kulluk meselesini sadece ibadetler üzerinden değil, insanın hayatındaki bütün tercihleri üzerinden düşündürmesi oldu. Çünkü insan bazen özgür olduğunu sanarken aslında fark etmeden pek çok şeyin esiri olabiliyor. Kitap bana bu soruyu yeniden sordurdu: “Kalbimin merkezinde gerçekten ne var?” Kitabı bitirdiğimde zihnimde yeni bilgilerden çok, üzerinde düşünmek istediğim sorular kaldı. Ve bazen bir kitabın en kıymetli tarafı da budur. Cevap vermekten çok, insanı kendi hakikatiyle baş başa bırakması…
1000Kitap
Kime Kulsun?Emin Işık · Tuti Kitap · 2016154 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu sefer sandıktan ne çıkacak
Puan vermedi·160 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 23:11
İhsan Oktay Anar’ın romanlarında dikkatimi çeken ortak noktalardan biri de sandık motifi. Neredeyse her kitabında bir şekilde karşımıza çıkan bu unsur, yazarın anlatı dünyasının vazgeçilmez parçalarından biri gibi. Sanki Anar, her romanında okurunun önüne yeni bir sandık koyuyor; biz de kapağı aralandıkça yalnızca hikâyeyi değil, hikâyenin ardında saklanan anlamları da keşfediyoruz. Tiamat da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Roman oldukça akıcı ilerliyor. Olaylar hız kesmeden devam ederken Anar yine kendine has diliyle gerçek ile hayali, ciddiyet ile mizahı ustaca harmanlıyor. Kitabın sayfa sayısı çok yüksek olmasa da içine sığdırdığı dünya oldukça geniş. Bazı denizcilik terimleri ve teknik ayrıntılar zaman zaman okuma hızımı düşürdü. Ancak bu detaylar kitabın atmosferine hizmet ettiği için çok da rahatsız edici gelmedi. Zaten Anar okurken her şeyi eksiksiz anlamaya çalışmaktan çok, anlatının akışına kendini bırakmak gerektiğini düşünüyorum. Yazarın eserlerinde sıkça karşılaştığımız o gizemli obje ya da sandık motifi burada da hissediliyor. Sanki karakterler kadar eşyaların da bir hafızası var ve hikâye, saklanan bir sırrın etrafında dönüyor. Bu yönüyle Tiamat bana yine klasik bir Anar romanı hissi verdi. En sevdiğim tarafı ise kitabın okuruna kesin cevaplar vermemesi oldu. Son sayfayı kapattığınızda aklınızda olaylardan çok sorular kalıyor. Belki de İhsan Oktay Anar’ın büyüsü tam burada yatıyor: Hikâyeyi bitiriyor ama düşünmeyi bitirmiyor. Kitabı bitirdiğimde zihnimde denizin tuzu, birkaç güzel cümle ve cevabını kendim arayacağım sorular kaldı. Belki de bu yüzden son sözü kitaba bırakmak en doğrusu: “Acaba hepimiz hayal mi gördük? Cümleten çıldırdık mı? Altını demirle mi karıştırdık, meleği ifritle, Tanrı’yı şeytanla? Işığa gidelim derken karanlığa mı
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
Algılar, Kimlik ve İnsan Doğası Üzerine Bir Roman
9/10
·264 syf.··
2026 5. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Patrick Süskind'in Koku romanı, uzun süre hafızamdan çıkmayacak eserlerden biri oldu. Kitabın en büyük başarısı, okuru yalnızca bir hikâyenin içine değil, adeta 18. yüzyıl Fransa'sının sokaklarına taşıması. Süskind'in betimlemeleri o kadar güçlü ki, hiç görmediğiniz bir dönemi ve coğrafyayı tüm duyularınızla hissedebiliyorsunuz. Romanın başlarında, toplum tarafından dışlanmış fakat olağanüstü bir yeteneğe sahip bir gencin başarı hikâyesini okuyacağınızı düşünüyorsunuz. Özellikle ana karakterin bir parfümcünün yanında çalışmaya başladığı bölümler, bu beklentiyi daha da güçlendiriyor. Ancak yazar tam da bu noktada okurla zekice bir oyun oynuyor ve hikâyeyi tahmin edilmesi güç bir yöne taşıyor. Koku yalnızca bir karakterin hikâyesini anlatmıyor; insanların kabul görme arzusu, toplumun algılarla ne kadar kolay şekillenebildiği ve bireyin kendi kimliğini arayışı üzerine de düşündürüyor. Kitap ilerledikçe insan doğasına dair oldukça rahatsız edici sorular sormaya başlıyor. En etkileyici yanı ise bu soruların cevaplarını doğrudan vermek yerine okuru düşünmeye zorlaması. Atmosferi, özgün konusu ve insan psikolojisine dair güçlü gözlemleriyle Koku, yalnızca okunup bitirilen değil, üzerine uzun süre düşünülen romanlardan biri.
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 201827,3bin okunma
İnceleme Küçük Ölçüde Spoiler İçermektedir
9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 162. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:30
Daniel Keyes'in Algernon'a Çiçekler isimli romanı, ilk bakışta zekâ üzerine kurgulanmış bilimsel bir hikâye gibi görünse de, sayfalar ilerledikçe insan olmanın ne anlama geldiğini sorgulatan oldukça güçlü bir eser olduğunu fark ediyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde geriye, yalnızca Charlie Gordon'un hikâyesi değil; sevgi, yalnızlık, bilgi, hafıza ve insan onuru üzerine uzun süre zihnimde dolaşan sorular kaldı. Romanın en güçlü taraflarından biri, Charlie'nin zihinsel dönüşümünü kendi kaleminden okuyor olmamız. Başlangıçta basit ve kırık cümlelerle ilerleyen anlatımın, Charlie'nin zekâ düzeyi arttıkça karmaşık ve derin bir hâl alması, edebiyat ile psikolojinin ne kadar etkileyici bir biçimde birleşebileceğini gösteriyor. Özellikle Charlie'nin şu sözleri, kitabın merkezindeki trajediyi tek başına özetler nitelikteydi "Öğrenmek tuhaf bir olay. Ne kadar derinlere gidersem, var olduğunu bile bilmediğim şeylerle karşılaşıyorum." Charlie karakterini uzun uzun anlatmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü onu tanımlayan şey zekâsı değil, insanlığını koruma çabasıydı. Belki de romanın en sarsıcı tarafı burada yatıyor. Charlie'nin zekâsı arttıkça çevresindeki insanları, geçmişini ve kendisini daha iyi anlamaya başlaması; buna karşılık mutluluğunun aynı oranda artmaması, bilginin her zaman huzur getirmediğini gösteriyor. Akademik açıdan bakıldığında eser, insanın bilişsel gelişimi ile duygusal ihtiyaçları arasındaki ilişkinin ne kadar karmaşık olduğunu da gözler önüne seriyor. Daniel Keyes, yalnızca bir karakterin zekâ düzeyini değiştirmiyor; aynı zamanda okuyucuyu "İnsanı insan yapan şey nedir?" sorusuyla baş başa bırakıyor. Gerçekten de bir insanı değerli kılan şey zekâ mı, yoksa sevilme ve ait olma ihtiyacı mı? Romanın güçlü yönleri arasında özgün anlatımı, psikolojik derinliği ve
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma
Altıncı Koğuş
Puan vermedi·72 syf.··
2026 3. kitabı
Kitabı okurken ilk başlarda olaylar sakin ilerlese de zamanla karakterlerin düşünceleri ve yaşadıkları insanı içine çekiyor. Özellikle Doktor Andrey Yefimiç'in yaşadığı değişim, hikâyenin en dikkat çekici yönlerinden biri. Eserde bir akıl hastanesi koğuşu üzerinden insanların önyargıları, adalet anlayışı ve insanlara nasıl davranıldığı sorgulanıyor. Çehov, karakterlerin yaşadıkları olayları anlatırken okuyucuya da düşündürücü sorular yöneltiyor. Bu yüzden kitap sadece bir hikâye anlatmıyor, aynı zamanda insan ve toplum üzerine düşünmemizi sağlıyor. Benim en çok dikkatimi çeken nokta, insanların bazen anlamadıkları kişileri kolayca dışlayabilmeleri oldu. Kitabın dili çok ağır olmasa da içerdiği düşünceler oldukça derin. Genel olarak Altıncı Koğuş, okurken düşündüren, insan psikolojisini başarılı şekilde yansıtan ve günümüzde de geçerliliğini koruyan bir eser.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma