Belirli bir yaşa gelip de artık kendinize özgü bir yaşam tarzına sahip olunca, toplumsal statünüz de yerine oturduktan sonra kendi değerinize dair derin bir kuşku beslemek de başka bir anlamda güç bir şeydir. O güne değin sürdürdüğünüz yaşamın hiçbir anlam taşımadığını, boşa harcandığını düşünmeye başlarsınız.
Yirmi yaşımdaki halime dönüp baktığımda, hatırladığım, ölesiye bir tek başınalık duygusu, aşırı bir yalnızlık hissiydi. Ne bedenimi ve yüreğimi ısıtacak bir sevgilim, ne de içimi dökebilecek bir arkadaşım vardı. Bir günü ne yaparak geçirmem gerektiğini bilmiyordum, geleceğimle ilgili şekillenmiş bir vizyonum da yoktu. Kendi içimde derinlerde bir yere hapsolmuş gibiydim.