Geçmişe duyduğum özlemle mi yazıyorum? Eskiye, çocukluğuma, ilk gençliğime, kasabama duyduğum bir hasret mi bu? Hiçbir zaman yeniden var olmayacağını ve tekrarlanamayacağını iyi bildiğim bir masumiyet duygusu mu bu aradığım?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sanki zaman hiç geçmiyor bu şehirde. Hep aynı hikayeler. İktidar kavgası, servet tutkusu, zulüm, isyan, şehvet… Bunları duyunca gülüyoruz, çünkü her kuşak kendini ölümsüz sanıyor, servet biriktiriyor, başa geçmeye çalışıyor. Diyelim ki başardı, imparator oldu; zengin oldu; en fazla on beş yılcık. Sonra milyonlarca sene burada.
Büyük oğlu Gaydar’ın çok zengin olduğu geliyordu kulağına; kendi küçük yaşamında ise her şey eskisi gibiydi. Gorki’nin romanları, Shostakovich’in müziği, Yeseni’nin şiirleri, Çehov’un hikayeleri; onu kendi zaman diliminde yaşatmayı başarıyordu.