Rüyaların tehlikeli yanı buydu işte. Ne olduğunu anlamadan kendinizi rüyanın uçsuz bucaksız derinliklerinde buluverirdiniz. İnsanlar uyurken doğal olarak gardlarını indirir, tamamen savunmasız olurlardı. Öyle ki bazen rüya yeterince korkutucu olduğunda, içine girmem için o kişiye dokunmama bile gerek kalmazdı.
Gözlerim her bir kelimeyi, yüzyıllardır su içmiyormuşçasına kana kana içti. Harflerin şekillerine taparken birden dudaklarım önce sessizce, sonra da yüksek sesle okumaya başladı. Hem herkese hem de hiç kimseye okuyordum. "Tüm dünya senin düşmanın olacak, Binlerce Düşmanı olan Prens, seni yakaladıkları yerde öldürecekler. Ama önce seni yakalamaları gerek; yani kazıcı, dinleyici, koşucu, süratli Prensi. Kurnaz ve hilekâr ol. Ol ki halkın asla yok edilemesin."
Chubs acaba hikâyenin nasıl bittiğini biliyor muydu?