Psikoloji, gerilim ve polisiye sevenler için çok güzel akıcı bir kitap. Ben sonlara gelmeden sonucu tahmin edebildim ama yine de çok etkileyici buldum.
Chloe henüz 12 yaşındayken, küçük kasabalarında altı genç kız kaybolur ve katilin kendi babası olduğu ortaya çıkar. Yıllar sonra psikolog olarak hayatını yeniden kurmaya çalışan Chloe, düğününe kısa bir süre kala benzer kaybolma vakalarının tekrar başlamasıyla geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalır. Kimin suçlu olduğunu anlamaya çalışırken hem çevresindeki insanlardan hem de kendi anılarından şüphe etmeye başlar ve gerçeğin peşine düşer .
Polisiye ve psikolojik gerilim en sevdiğim türler arasında yer alıyor ve bu tarz kitapları okumaktan büyük keyif alıyorum. Bu nedenle bir kitabın beni gerçekten etkilemesi için çok daha sıra dışı ve şaşırtıcı olması gerekiyor. Karanlıktaki Kıvılcım, bu türe yeni başlayacak okurlar için oldukça iyi bir tercih olabilir; ters köşeleri ve katilin kolay tahmin edilememesi birçok okuyucu için etkileyici olacaktır. Ancak türü uzun zamandır takip eden biri olarak benim için büyük bir sürpriz barındırmadı. Buna rağmen, bazı bölümler dışında oldukça akıcı ilerleyen, merakı canlı tutan bir kitaptı. Polisiye ve psikolojik gerilim sevenlere tavsiye ederim.
#karanlıktakikıvılcım
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026201 okunma
Necip Mahfuz gerçekten muazzam bir yazar. Bu kadar güçlü kalemle tanışmayan varsa vakit kaybetmeden tanışmalı.
Mısır’ın batıya açılan kapısı olarak görülen devlet başkanı Enver Sedat bir suikaste kurban gitmiştir. Sonrasında ise ülkeyi bekleyen açlık, kriz, kaos ve otorite boşluğu tam bir curcunaya sebep olmuştur. Tüm bunların yanında evlenme hayali kuran iki gencin hayalleri de Enver Sedat ile birlikte gömülmüştür.
Çılgın bir kitap
Akıcı bir dil
Tarihe tanıklık.
Sürpriz son.
Okumayan kalmasın.
Büyüdüğü yere geri dönen bir gazetecinin hikayesi ile başlıyor kitap. İşten çıkartılmış, boşanmış ve sevgilisine sürpriz yapıp yeni bir hayata başlamak için Yenikent’e dönen bir gazeteci. Eski arkadaşları ile yeniden yakınlık kurmaya çalışması, katil peşinde koşması ve gazete içindeki ego savaşları her şey çok güzel anlatılmış. İlk günden kendisini bekleyen sürprizler ile hikaye katmanlanarak açılıyor. Neredeyse her karakterin ağzından ayrı ayrı dinlediğimiz olaylar bütünü. Son sayfalara kadar taşlar yerine oturmuyor ve sürükleyiciliği bitmiyor.
Merhaba arkadaşlar. Hepimize günaydınlar, güzel bir gün olması dileklerimle. Sürprizleri sever misiniz? Aşağıda sizlere bir sürpriz bırakacağım. Esrarlı Ada yine çocukluğumdan hatırladığım ama okumaya başlarken hafızamda canlanmayan, o küçük hikayeler serisiyle okul kütüphanesinde ilkokul zamanlarımızda okuduğum eserlerden biriydi. Şimdiyse, orijinal baskısından çeviri okuduğumuz 700 sayfalık bir külliyatla birlikteyiz. Bu külliyatın neresini anlatacağız, bunca sayfayı nerede özetleyeceğiz bilmiyorum ama elimden geldiğinde kitapla bağımızı bozmadan ilerlemeye çalışacağız. Evvela savaş tutsağı olan birkaç kişinin düştüğü ada bizim hikayemizin temel konusunu oluşturuyor. Bu bilgiyi vererek başlayalım.
Ada konulu eserlerin başında benim için dünya yansa da yıkılsa da Robinson Crusoe gelecek ve her ada konulu eserde de kıyaslamam bu yüzden ne yazık ki başka bir eser değil bu olacak. Maalesef bu kıyaslama durumunu da asla ama asla aşamıyorum. Richmond adında bir savaş kampından önce balonla kaçan suçlular (ABD İç Savaşı ile bağlantılı ama tarihi detayları bilmiyoruz sadece suçlu veya mahkum oldukları bilgisi kitapta var) daha sonra bir fırtınaya yakalanıyor, daha sonrasında bir adanın yakınına düşüyorlar. Bunlardan Cyrus Smith bir mühendis ve aynı zamanda bir bilim adamı. Köpeği Kop ile beraber kölesi Neb, gazeteci Spilett, denizci Pencroff ve yardımcısı Brown da diğer kaçaklar. Aslında buraya kadar oldukça normal bir şekilde ilerliyoruz ama şimdi biraz ada hakkında merak uyandıralım istiyorum.
Balona toplamda 5 insan ve 1 köpek girmişti. Ancak 4 insan çıktı. Buna kimse şaşırmayacak ama grubun en kariyerlisi olan Cyrus Smith balondan sağ çıkanlar arasında yok. Kariyerli dedim bilerek çünkü onu aramak için nedenleri onu sevmeleri yahut yol arkadaşı olmaları değil onu
Cuma, 3 Ağustos, sabah 10.25
"Alo... buyrun ben Dedektif Hunter."
"Merhaba Robert, senin için bir sürprizim var,"
Hunter neredeyse kahve fincanını düşürecekti, donakaldı.
Bu metalik sesi çok iyi tanıyordu. Bu sesin aramasının tek bir şey ifade ettiğini biliyordu- parçalanmış yeni bir ölü beden.
"Son zamanlarda ortağından haber aldın mı?"
Hunter bir kere daha sessiz tuşuna bastı.
"Ona ne yaptın?"
"Şimdi dikkatini çekebildim mi?"
Söylediğim gibi bu bir sürpriz Robert.
Ama fark yaratman için sana bir şans daha vereceğim. Belki bir kez daha çaba harcarsın.
Bir saat içinde Güney Passadena'daki Pasifik yolunda, eski numarası 122 numaralı binanın bodrum katındaki çamaşırhanede ol. Destek getirirsen Garcia ölür. Bir saat içinde gelmezsen de ölür ve bana güven Robert, bu çok yavaş ve acılı bir ölüm olur."
Telefon kapandı.
Dedektif Robert Hunter Haçlı katilini bulabilecek mi ?
Neden Haçlı katili lakabını almıştır?
Kurbanlarını rastgele seçen biri mi?
Haçlı katili yıllar önce yakalanıp cezaevine atılmıştı. Cezaevinde intihar ederek hayatına son vermişti.
Dedektif Hunter ve ortağı Garcia bu cinayetlerin ortak bağlantısını bulabilecekler mi?
Bu yeni metalik ses her şeyin en başta başlamasına sebep olur.
Hunter ve ortağı Garcia Haçlı Katili 'nin işleyeceği cinayetlere engel olabilecekler mi?
Haçlı Katili sürpriz biri çıkar!
Haçlı KatilChris Carter · Pegasus Yayınları · 2014624 okunma