doğum günümü kutluyorduk.
Bundan önceki bütün doğum günlerimi düşündüm. Annemle, babamla ve anneannemle geçen 18 Ağustos'ları tenzih ediyordum çünkü onlarda çocuktum, doğum günleri demek Anıl demekti. Ailemi kaybettikten sonra uzun bir süre doğum günlerimin tek çekici yanı, Anıl'ın bana ne hediye alacağını düşünmek, doğum günümü nasıl kutlayacağını hayal etmek, herhangi bir sürpriz yapıp yapmayacağına kafa yormaktı. Anıl, doğum günlerimi elbette ki önemsiyordu ama dünya durdu, herkes sustu ve bugün Naz'ın doğum günü şeklinde bir önemseme değildi bu. Üniversiteye başlamamla, daha doğrusu Hande ile tanışmamla beraber de her doğum günüm büyük partilerle geçmeye başlamıştı. Bana iyi ki doğdun Naz diyen insanlar aslında içmek, dans etmek ve belki de pasta yemek için bir araya geliyorlardı. Aslında onların bir araya gelesileri vardı da sadece bahaneleri bendim.
Mayıs, önlem alınması gereken bir aydır benim için. Çünkü kaza süsü verilmiş bir sürpriz gibi başlar, süratle uzaklaşan bir otomobilin yerde bıraktığı lastik izi gibi yoldayken biter. Bana kalırsa, bir gün kopacaksa eğer, kıyamet bile mayısta kopacaktır.
.. savaştaki saldırılar da ikiyi geçmez ama doğrudan ve sürpriz saldırının birleşiminden sonsuz olasılıklar ortaya çıkar. Doğrudan ve sürpriz saldırı başı sonu olmayan bir döngü gibi durmadan birbirini doğurur, onu kim sınırlayabilir ki?
Bütün savaşlarda düşmanla doğrudan çarpışılır ama galibiyeti belirleyen sürpriz saldırılardır. İşte bu yüzdendir ki sürpriz saldırıda ustalaşan yer ve gök gibi uçsuz bucaksız, dereler ve nehirler gibi tükenmezdir. Güneş ve ay gibi her batışında yeniden doğar; dört mevsim gibi ölüp ölüp yeniden dirilir.
Ordunun tüm birlikleri düşman saldırısına uğrasa bile onu namağlup kılacak olan doğrudan yapılan ve sürpriz saldırılardır; ordunun düşmana bulunduğu yerden, yumurtayı kıran bir taş gibi saldırması zayıf ve güçlü yanların iyice ölçülüp biçilmesinde yatar.