"Hayatımda ilk defa birçok ozanın söylediği, onca düşünürün nihai bilgelik olarak öne sürdüğü hakikatleri gördüm. Hakikat şuydu: Sevgi insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedefti. Oanda insan şiirinin,insan düşünce ve inancının ayırt ettiği en büyük sırra haiz oldum: İnsanın kurtuluşu sevgiyle ve sevgidedir. Elinde hiçbir şeyi kalmamış bir insanın dahi, kısacık bir an için bile olsa sevdiğine ilişkin düşüncelerden nasıl mutluluk duyabileceğini anımsadım. İnsanın kendini olumlu eylemle ifade edemediği ve tek yapabileceğinin çektiği acılara doğru bir yolla katlanmak olabileceği mutlak ıssızlık durumundaki birinin, sevdiğine dair içinde taşıdığı imgeye sığınarak tatmin olabileceğini gördüm. Hayatımda ilk 50defa "Melekler sonsuz bir görkemin ebedi düşüncesinde kayboldu." sözlerinin ne ifade ettiğini anladım."
Biri bize Dostoyevski'nin insanı hemen her şeye alışabilen bir varlık olarak tanımlamasının anlamını sorsaydı derdik ki:
"Evet, insan neredeyse her şeye alışır ama bunun nasıl olduğunu bize sormayın.”
Bazı şeyleri hiç anlamayacağım
Mesela matematiği
Annelerin neden öldüğünü
İnsanların neden ırklara bölündüğünü
Dinleri ve mezhepleri
Hiç şiir okumayan insanları
Gidip dönmeyen gemileri
Ve hiç yakılmayan limanları
Cennet anne karnındaki dokuz aylık serüven
Kelebekler kitap okumuyor
Kaç cehennem daha var ki içinde yaşadığımız şu dünyadan başka..
Rolan Aybey
“Bilincin gelişimi insanlığın yükü, ıstırabı ve kutsanışıdır. Her bir yeni keşif daha büyük bir bilinçliliğe yol açar, üstünde gittiğimiz yol ise onun genişlemesinden ibarettir. Bu kaçınılmaz olarak daha büyük bir sorumluluk gerektirir ve kendimizde büyük bir değişimi zorunlu kılar. Bildiklerimizden ve keşfettiklerimizden sonuç çıkarmamız, her şeyi olduğu gibi kabul etmememiz gerekir.”
| C. Gustav Jung, Söyleşiler ve Karşılaşmalar, s. 252, Alfa Yay.