Halbuki kurtarıcılar yok, ideal koşullar yalan.
Kurtuluş isteyenin kalkıp o ilk adımı atması gerekiyor. Hem ne olacak ki, en fazla yolumuza bir ejderha çıkar Osman.
Ben farklı bir şey deniyorum. Günün belli saatlerini bir ağaçmışım gibi geçirmeye çalışıyorum. Karşıma geçip bir ağaç oluşuma bakıyorum. Kırılıp gölgeme dökülen dallarımı toplayıp tek tek yakıyorum. Böyle ufak tefek yangınlarla içimi biraz da olsa ferahlatıyorum. Ama bunun da bir tehlikesi var tabii. Ateşe uzun süre bakınca, ateş de sana bakıyor Osman.
Geçici bir zaman için olduğunu bilsen de İstanbul'u bırakmak kolay değil. İnsan ister istemez ekstra duygusallaşıyor.
Eşyaları araca yüklerken, yoldan geçenlerden birinin "Güle güle" demesini bekledim. Kimse demedi inanır mısın? Onca yıl yaşadığım mahallemden ayrılırken sadece sokak köpekleri layığınca uğurladı beni. Bakkal kadın kapıya çıktı ama tahmin edeceğin üzere selam bile vermedi. Üzüldüm tabii, hassas insanım. Artık yoldan geçip gidenler bile kalbimi kırabiliyor Osman.