Savaş Tuncer

Savaş Tuncer
@svstncr
Olasılıklı bir yaşam ile kesin olan bir yokoluş arasında
Bir çiçeğin yalnızlığı gibi
sözler geçiyor aramızdan ama hiçbiri suskunluğuma dokunmuyor. bir gülüş belki biraz fazla kalıyor gözümde ama o da geçiyor bir rüzgâr gibi bağırmayan ama yönünü de anlatmayan. ben seni bir ihtimalin dışında sevdim olmayacağını bile bile susarak.
Şiir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
geçmeyen bir şey gibi bir bakış kaldı aramızda ne tam yaşandı ne tam unutuldu. sana susmakla başladı içimde kırılgan bir mevsim dokunsam, dağılırdın. ben seni olmayan bir yerden sevdim gidilmeyen, gelinebilen bir yer değil.
Şiir
Tabutta Rövaşata'yı İzledin mi Hiç?
Tabutta Rövaşata filmini izledin mi hiç? Oradaki Mahsun bendim işte. Filmde oynamadım ama ben Mahsun'dum artık. Oysaki hiç araba çalmamıştım — ya da tavus kuşu. Yalnızca düş çaldım birkaç kişiden, bir de uykularını annemin. Yirmi yedi saat oldu, hâlâ uyumadım. Pencereme sokak lambasının ışığı değiyor. Karşımdaki kanepede ise bir ceset. Gözleri açık, sanki hâlâ birini bekliyor. Üç başlı Kerberos… Kimse sevmemiş onu. Üç şehir dolaştı; üçü de sevmedi. Sadece yaz aylarında seviliyormuş. Kışın üşüdüğü için herkes ondan korkarmış. Ne tuhaf… Ben de kışı hiç sevmem. Üşüdüğümden değil — bulutlardan dolayı. Bulutlar yalan söyler çünkü. Bazen güneşi saklarlar, bazen de yağmuru. Üç elma düşürmek isterdim gökyüzünden,

Savaş Tuncer

, bir kitap okudu
Puan vermedi·392 syf.·
19 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 19:06
·
2025 2. kitabı
Jean Baptiste Del Amo
7.8/10 · 268 okunma
Zamanı durdursam, şöyle iki büklüm oturtsam sağ köşeye, Bir paket sigaram var, bitiririm diye düşünüyorum; ki bitirmesem, ne değişecek? Kar yağıyor, bazen dalga geçer gibi, Bazen yıldız serpilmiş gökyüzü belirir. Aldanmıyorum. Kalkamıyorum yerimden; fare tuzağı her yer. Gözlerim tavanda, çatlakları sayıyorum, Her biri başka bir yıkıntının izi. Birinin içinde kayboluyorum, İçimdeki boşluk, duvarın ardına sızıyor. Sesler geliyor uzaktan, eski bir radyonun cızırtısı gibi. Kim konuşuyor, kim susuyor, bilmiyorum artık. Sözler anlamını kaybetmiş; Dilime dolanan sadece sustuklarım. Elimde kalan tek şey, bir fincan soğumuş çay, Ve kurumuş bir çiçeğin gölgesi masada. Hayat, rüyasını unutmuş bir uyurgezer sanki. Geriye dönüp baktığımda, Yalnızca kendi sessizliğim var.