Ozgürlük.
Özgürlük, kendi kalbini bir baskasinin ellerine verdiginde mahkú-miyete dönüsürdü ve gerçek ölüm o zaman gerçeklesirdi çünkü insan, bileklerindeki kelepçelerle nefes almaya devam edebilirdi ama kalbi bir baskasinin elindeyken sadece o kisi için nefes almak isterdi.
Aci, bir baskasina güvenip verdigin kalp parçalanmaya basladiginda hissedilirdi ve gerçek ölüm o zaman gerçeklesirdi çünkü insan, bilek-Ierindeki kelepçelerden kurtulmak için ellerini kesebilirdi ama aciyi susturmak için kan akmasi yetmezdi.
Nefret, kalbini o bir baskasinin clinden alamadiginda ortaya çikar-di ve gerçek ölüm o zaman gerçeklesirdi çünkü insan, bileklerindeki kelepçeleri dahi sevmeyi ögrenebilirdi ama bile bile kendini mahkúm ettigi insanin kalbini mahvetmesine göz yumamazdi.
Ihanet ise o bir baskasinin kalbini paramparça etmesiydi ve ölmezsen ihanet intikama dönüsürdü; en tehlikelisi buydu çünkü tüm duygular tek bir parçaydi ama ihanet binlerce duyguyu içinde barindirirdi.
Eftalya Atalar tüm duygulan içinde barindiran o kadindi.
Güçlü degildi, güçsüz de. Savasçi degildi ama savas meydanindan da kaçmazdi. Saatlerce aglamazdi ama agladiginda da gizlenmeye ça-lismazdi. Insanlardan nefret etmezdi ama onlara ihtiyaç da duymazdi.
Olmek istemezdi ama yaçamak için de bir çabasi olmazdi. Kahkahalar atmazdi ama gülmeyi de severdi. Renkli kryafetler giymezdi ama çiçekli elbiseler almayi severdi. Çikolatalara âsik degildi ama yann ölecegi korkusuyla koca bir pastayi yiyebilirdi. Hassas degildi ama kalbi kinil-diginda ayakta durmakta bile zorlanirdi. Yalanci degildi ama gerekti-ginde kendini bile yalanlarina inandirabilirdi. Korkak degildi ama geceleri yalniz uyuyamadiginda bir tek babasina sarilmak isterdi. Mutlu bir çocukluk geçirmemisti ama çocukluguna da küs degildi. Annesi onun saçlarini