Onun yüreğiyle benim yüreğim sanki bir bağla birbirine sımsıkı bağlanmış gibi hissediyorum. Onun kalbi atınca benimkini de hareket ettiriyor sanki. Birbirine bağlı iki tekne gibi; halatı kesmek istesem de, onu kesebilecek bir bıçak yok hiçbir yerde.
Âşık olduğun kadınla buluşup bedenini onunla birleştirdikten sonra hoşça kal demenin ardından duyumsanan o yoğun kaybetme hissi. Bunaltı.
Düşününce bu hisler bin yıldan beridir hiç değişmemiş. Ve ben bunları bugüne dek hissetmemiş biri olarak, henüz yetişkin olamamış bir insan olmanın acısını duydum. Fark etmekte epey geç kalmışım.
Ne bedenimi ve yüreğimi ısıtacak bir sevgilim, ne de içimi dökebilecek bir arkadaşım vardı. Bir günü ne yaparak geçirmem gerektiğini bilmiyordum, geleceğimle ilgili şekillenmiş bir vizyonum da yoktu. Kendi içimde derinlerde bir yere hapsolmuş gibiydim.