Kadınsız Erkekler, Murakami’nin edebi tarzını sevenler için kaçırılmayacak bir öykü derlemesi. Ancak, yazarın romanlarındaki o gizemli ve fantastik öğeleri arayanlar için biraz durağan gelebilir. Yalnızlık, kayıp ve geçmişe duyulan özlem temalarıyla, okuru duygusal bir yolculuğa çıkaran, özellikle insan ilişkileri üzerine düşünenler için anlamlı bir kitap.
Kadınsız Erkekler, sadece kayıp ve yalnızlık temasını ele alan bir kitap değil, aynı zamanda insan psikolojisinin derinliklerine inen bir eser olarak değerlendirilebilir. Murakami’nin karakterleri, sadece bireysel hikayeler anlatmakla kalmaz, aynı zamanda insan zihninin karmaşıklığını, geçmişin üzerimizde bıraktığı izleri ve yalnızlığın dönüştürücü gücünü yansıtır.
Beni en çok etkileyen öyküler kesinlikle "Bağımsız Organ" ve "Kino" oldu.
Yeni ölenin neden olduğu titreşim, güçlü bir bulaşıcılık taşır, ince bir
telefon hattından geçerek sözcüklerde sese dönüşür ve tüm dünyayı bu
titreşime uydurur.
Isakower Olgusu uykuya dalma öncesinde ya da divanda yatarken yaşanan terapötik gerilemenin etkisiyle bir erişkinin, bebekliğindeki meme emişini ağzında
gelişen hislerle “hatırlaması” ve vücudunda bir kolunun ya da bir bacağının uzaması gibi bazı değişiklikler algılamasıdır.