Atsız’ın diğer romanlarını da okumuş ve özellikle en sevdiği kitap Ruh Adam olan biri olarak, Deli Kurt benim için 8/10 seviyesinde kaldı. Diğer romanlar benim için net birer 10/10 iken, bu eserin onların yanında biraz sönük kaldığını hissettim.
Kitabı okurken bazı kısımlar bende ciddi bir boşluk yarattı. Örneğin, Murat'ın İsa Çelebi’nin oğlu, yani bir Osmanlı şehzadesi olduğunu öğrendiği o kırılma anı inanılmaz sönüktü. Karakterin bu gerçeğe verdiği tepki yeterince işlenmemiş, çok yüzeysel geçilmişti. Atsız'ın diğer romanlarında bu tarz anlar ve tepkiler çok daha vurucu işlenirken, burada o etkiyi hiç alamadım.
Boşluk yaratan bölümler arasında en ilginci gözlerinden ışık saçan, bir bakışıyla insan öldüren, geleceği gören ve her şeyden haberi olan adeta insanüstü bir varlık olan Gökçen'in kitabın sonunda ölmesi oldu. Hele yağmur yağdırabilen birinin sele kurban gitmesi ilginçti.
Deli Kurt benim için Atsız'ın diğer eserlerindeki o kusursuz ve sarsıcı derinliği tam olarak veremeyen, bazı taşların yerine oturmadığı bir roman oldu.