İnsanlar yaratılışlarının gereği madde ve mana dengesinde yaşamak isterlermiş. Madde tükenince geride bıraktığı boşluğu mana doldurur; yahut mana yükselince madde bedeni terk edip gidermiş. Zaten Allah de insanı bu madde-mana dengesi üzerine yaratmış. İnsanın içinde her biri yarı yarıya etkin imiş. İnsan , bunların her ikisini de eşit kabullenir veya sahiplenirse bahtiyar bir ömür sürermiş.
Birbirimizi o derece sevdik ki, sonunda seven ile sevilenin sıfatları değişti, huylarımızı karşılıklı huy edindik. İkimizde kendi ihtiyaçlarımızdan geçip , yekdiğerimizin ihtiyaçlarını düşünür olmuştuk. Artık ben dediğimizde aslında sen demiş oluyorduk. Anlatım ki insan ,bu dünyaya bir dava için değil bir sevgi için gelebilir.
Sevgilinin gözünden, akan bir damla , bir erkek için ya hazinedir ya da hazineyle tartılır. Çaresizlik yollarınızı bağladıysa o damlayı görsenizde iç acıtır, görmezden gemsenizde…