Dünyayı aklın penceresinden gören bu adamlar kendi kendilerinden gizlenir ve içlerindeki o berbat boşluğu fark etmezler. Duygusal yakınlığa duyduklan ihtiyacı nereye kadar inkâr edeceklerdir? Bir gün duygusal, bedensel ve manevi açıdan nasıl da fakir kaldıklarını görür ve büyük bir buhran yaşayabilirler. İşte bu, "erkeğin krizi"dir.
Kaç kişi bir diğerini dikkatle dinliyor? Kaç kişi gönlünden geldiği gibi meramını ifade edebiliyor? ... Oysa insan hikâyeler anlatmak isteyen bir varlık. Anlattığı hikâyelerin yankılarını duymak isteyen, varoluşunu başkasının yüzünde seyretmek isteyen bir canlı.