Doğrusu istenirse, o ilk saatlerde anne babamızı düşündüğümde, ilgilendiğim kısım banka soyup soymadıkları değildi; daha ziyade şöyle düşündüm: Onlar bir duvarın ya da bir sınırın ardına götürülmüş, Berner'la ben de o duvarın, o sınırın diğer tarafında kalmıştık. Dönmelerini istiyordum. Hayatları hala bizim gerçek hayatımız, büyük hayatımızdı. Hala yanlarında yaşıyorduk. Ama hayatın devam edebilmesi için o duvarın bu tarafına geri dönmeleri şarttı. Ve nedendir bilinmez, bunu yapıp yapmayacakları muallaktı. Galiba hala şoktaydım.