Çok ustaca kaleme alınmış, çok güzel yazılmış bir roman Kanada. 1960’lı yıllarda, ABD’nin bakir doğası ve vahşi yaşamıyla ünlü eyaleti Montana’nın küçük bir kasabasınsa yaşayan Parsons çiftinin bir gün banka soymasıyla ikiz çocuklarının değişen yaşamlarını konu alıyor.
Öncelikle, Richard Ford’un karakter seçimleri ve onları muazzam detaylandırması, kanlı canlı şekilde okura sunmasıyla çok güçlü bir roman Kanada. Çok fazla karakter olmamasına rağmen, tek bir ailenin fertleriyle ABD’nin sosyal, tarihi, kültürel ve ekonomik bir portresini çok başarılı çizmiş. Ailenin erkek ferdinde, İskoçya ve İrlanda kökenli, alt sosyoekonomik sınıfa mensup, Alabamalı yani ülkenin Güney’inden ve kırsallarından gelen insan tipini resmetmiş. Aslında Hava Kuvvetleri’ne girmek isteyen ancak eğitimine devam edecek finansal gücü olmadığından bombardıman pilotu olmuş baba; bunun karakterine, evliliğine ve ebeveynliğine etkisi yani hayatının gidişatını insanın elinden bırakamadan okuduğu bir kurguya yedirmiş. Keza annede de, daha sonraki göç dalgalarıyla ve bir kıyımdan kaçarak gelmenin bagajlarıyla ülkeye kök salanlardan Yahudi kökenli Amerikalıları ve yine bunun etkilerini işlemiş. Bu karakterlerin sadece koca bir ‘eritme kazanı’ olan ülkede değil aynı zamanda bir ilişki içinde nasıl bir araya geldiklerini de aynı başarıyla irdelemiş üstelik: farklı köken, sosyokültürel sınıftan gelen, bambaşka iki karakterin bir evlilikte nasıl bir araya geldiği ve ilişkilerinin dinamikleri öyle muhteşem anlatılmış ki sanki onların ilişkileri de üçüncü bir karakter gibi karşımıza çıkmış. Ailenin suça giden öyküsünü yavaş yavaş işlerken de Kızılderililer’i dahil etmiş resme. Yani tüm o vahşi doğasının yanında insan tipleriyle muazzam bir ABD portresi çizmiş. Ama karakterlerin derinliği belki bundan da
Bu kitabı nasıl anlatmaya başlasam bilmiyorum bir baştan bir sondan giderim artık. İlk bölüm film gibiydi hiç elimden bırakmadan okudum desem yeridir ikinci bölüm ise sanki değişik,zorlama gibi geldi üçüncü bölümü hiç saymıyorum.
15 yaşında bir delikanlının gözüyle öyle güzel anlatılmış ki aile yaşamı soluksuz okudum. Anne-baba birbirinden ne kadar farklıysa ikiz olmasına rağmen çocuklar da birbirinden o kadar farklı.
Üslup muhteşem ama anlatıda eksikler var. Bir şeyler eksik kalıyor. Anne hala havada mesela anne neydi ,kimdi ? İntihar etti o kadar kaldı .Günlüklerinde yazanlardan gelen doyurucu bir bilgi yok.
İkinci bölümde annesinin emanet ettiği kadın (Mildred Remlinger ) Amerika’dan Kanada’ya geçerek ikizlerden erkek olanını erkek kardeşine (Arthur Remlinger )emanet edip Amerika’ya dönüyor. Bundan sonra yani iki yüz küsür sayfa kadının erkek kardeşinin yapmış olduğu iş,kaz avcılığı otel işletmeciliği rehberlik vs ile Dell’in çocukluktan delikanlılığa geçiş evresindeki zorlukları ele alınıyor. Amerika Kanada arasındaki farklar Amerikalıların Kanadalıları küçük görmesi yaşamsal ve yapısal farklılıklar falan filan. Bu bölüm neden yazıldı çok mu gerekliydi.
Kitap öyle övüldü ki benim de beklentim çok yüksekti ama beklentimi karşılamadı açıkça söyleyebilirim bir de beklemediğim edisyon hataları olması canımı sıkmadı değil .
Kitap okumak toplam iki buçuk gün sürdü.Akıcılığı konusunda hiçbir problem yok ve fakat anlatımdaki boşluklar 15 yaşından bir anda çocuğun emekliliğe uzanması hayatını nasıl kurduğu nasıl ilerledi nasıl böyle bir yere geldi babasını annesini hiç aramaması onlar hakkında hiçbir şey olmaması , ikizi ile üç defa görüşmesi anlatım açısından doyurucu olmayan yerler.
Yazsam sabaha kadar yazarım ama burada kalsın
~~~İnsanın başına gelen her şeyin, içine düştüğü her durumun göründüğünün tam tersi olabileceğini kavramak tüm bu yıllar içinde zamanla benim düşünme biçimime dönüştü. Herhangi birinin bana kesinkes doğru olduğunu söylediği herhangi bir şey pekâlâ doğru olmayabiliyor. Dünyanın üstünde yükseldiği inanç sütunları her an yerle bir olabilir de olmayabilir de. Çoğu şey uzun süre aynı kalmıyor~~~
Kanada'da yaşayan Amerikalı Dell Parsons ve kardeşi Berner'in hayatına odaklandığımız Kanada, ailesinin yaşadığı olayla başlar ve onların hayatının başlangıcı olur. Olayın sonuçları uç boyutlara ulaşsa da, hiçbir zaman kaynağını yani kendilerini aşamadı...
~~~"İnsanın başına bir anda kötü şeyler gelebilir," ... "Ve sen bunlarla yaşamayı öğrenirsin." ... İnsanların yaptıklarının ya da söylediklerinin önemli kısmını kaçırabilirsin ama yine de onları anlama noktasında kendine güvenmek zorundasın~~~
1960'larda, yani o günlerdeki en büyük suç yıllarında, Dell ve Berner, ailesi Parsons'lar beş yıl boyunca kesinlikle normal bir Amerikan ailesiydiler. Genç Dell Parsons'ın anne ve babası bir bankayı soyduğunda, normal hayat anlayışları sonsuza dek değişti. Bir anda, bu özel felaket hayatını önce ve sonraya, asla aşılamayacak bir eşiğe sürükledi. Anne ve babasının tutuklanması ve hapse atılması, Dell ve kız kardeşi Berner için tehdit edici ve belirsiz bir gelecek anlamına gelir. İnatçı ve öfkeyle yanan Berner, Montana'daki evlerinden kaçarak kardeşini ve hayatını terk eder. Ancak Dell tamamen yalnız değildir. Bir aile dostu araya girerek onu daha iyi bir hayata kavuşturma umuduyla Kanada sınırından geçirir. Orada, Saskatchewan çayırlarında yüzen Dell, karanlık ve şiddet dolu doğasını maskeleyen gizemli ve karizmatik bir Amerikalı olan Arthur Remlinger tarafından kabul edilir. Ebeveynlerinin
İnsanın belleğine yer eden bir eser.Bence eserin en büyük başarısı, karakterlerin iç dünyalarını bize ayrıntılı olarak sunarken, müthiş bir akıcılıkta ilerliyor olması. Kitabın omurgasını oluşturan ana olayı baştan bilmeme rağmen eseri merakla okudum.
15 yaşındaki ikizler Dell ve Berner'in ailesi düştükleri dardan kurtulmak için banka soymaya karar veriyorlar.Aslında ailenin yaşamına damga vuran olay budur.Bunu en baştan biliyoruz.
İlk bölümde ailenin buraya nasıl geldiğini öğreniyoruz.İrlanda göçmeni bir aileden gelen Güneyli bir baba ve Yahudi (Polonya)kökenli bir annenin uyumsuz evliliği, oradan oraya savrulması, parçalanması, suça bulaşması... Ebeveyn olmanın önemi, olamamanın sonucu, bence artık günümüzde de çok sık karşılaşılan yarı ergen ebeveyn olma durumu ve bunun çocuklara etkisi, sonuçları... Aynı zamanda ikizlerin büyüme yolculuğuna da konuk oluyoruz. Kültürel mozaiği rengârenk bir eser ve dönemin ABD kırsalının fotoğrafını çekip önümüze koyuyor.Ayrıca birey olmak, hayır diyememek, kendini gerçekleştirememek (anne karakteri ile özellikle ) kitabın bireysel olarak sorgulattıklarından.
Parsons ailesi suça itilirken Kızılderililer de göz kırpıyor satır aralarından ülkeyi daha iyi anlamamızı sağlıyor.
Soygundan sonra ikizlerden biri annesinin arkadaşı ile sınırı geçiyor ve yolun sonu Kanada'ya çıkıyor. Orada meşakkatli ve gizemli bir hayat karşılıyor Dell'i.Hem Kanada kırsalına konuk oluyor, oranın dinamiklerini görüyor hem de Dell'in ayakta durma mücadelesine tanık oluyoruz.
Karakterleri insanın içine işleyen, akıcı bir eser, okyanus ötesinden.
KanadaRichard Ford · Jaguar Kitap · 2024192 okunma
Bu kitap hakkında çok övgüler duyarak okumaya başladım fakat hayal kırıklığı oldu. Belki de benim için doğru zaman değildi, kitabın dünyasına girecek kadar sabırlı olamadım. En nihayetinde, çokça tekrar, bir ileri iki geri giden zaman akışı ve bana göre fazlasıyla detaya boğulmuş bir metin olarak deneyimledim.
KanadaRichard Ford · Jaguar Kitap · 2024192 okunma
Kitap kulübü için öneren ben olmuştum ama kitabı sadece 2 kişi bitirmişiz ; ne yazık ki beğenmedim . Jaguar yayınlarını gözü kapalı seçerdim ama doğru bir seçim olmadı …
KanadaRichard Ford · Jaguar Kitap · 2024192 okunma
PEN-Faulkner ile Pulitzer Kurmaca Ödülünü almaya hak kazanmış Richard Ford'un Kanada adlı romanı Jaguar Yayınları'ndan Umay Öze çevirisi ile Mayıs 2024'te yayınlandı.
Yayınlandığı günden beri ülkemizde büyük ses getiren bu kitabı Haziran ayı sonunda okudum.
1960'ların Amerika ve Kanada'sı üzerinden bir aile dramı ile başlayan hikaye ana karakter Dell Parsons'nun altmışlı yaşlarından geriye dönüp 15 yaşında ikiz kardeşi Berner ile kendisinin hayatını akışını değiştiren olaylar zinciri üzerinden suçun doğası, ailelerin tercihlerinin çocuklarının kaderini tayin etmedeki payı, coğrafyanın insan hayatı ve dinamikleri ile kimlik üzerindeki etkisi, kaçışlar, göçler, kendini bulma ve kendine ait bir yaşam kurabilme savaşını, o yılları, zaman ve mekanları yalın diliyle okurun dikkatine sunuyor.
Kitabımın giriş cümlesinde bütün hikaye gözler önüne serilmiş olsa bile okurunu bir an bile tereddüt etmeden olaylar örgüsünün içerisine sürüklüyor.
Yarı İskoç yarı İrlandalı Alabama taşrasından bir baba ve katliamdan kaçarak Amerika'ya yerleşmiş Yahudi bir ailenin kızı olan annenin, kitabın her safhasında dile getirildiği gibi birbiriyle hiçte uyumlu olmayan bir çiftin çocuğu olarak dünyaya gelen Dell ve Berner'in kasaba kasaba dolaşıp çevrelerinden uzak ve mesafeli sürdürdükleri hayatları bir gün ebeveynlerinin banka soymaya kalkışmasıyla rayından çıkar.İkizlerden Berner kendi hayatını kendisi tayin etmeye karar verir ve kardeşinden ayrılır.Dell iseannesinin kendisine çizdiği yolda yürümeye karar verir ve hikaye böyle sürüp gider.
Daha fazla ayrıntı verip kitaba olan ilginizi kaybetmenizi istemem.Keyif alarak okuduğum bir roman oldu, okumanızı tavsiye ederim.
#jaguar Richard Ford
Kitap şöyle başlıyor: “Önce anne babamın yaptığı soygunu anlatacağım. Ardından da, sonra işlenen cinayetleri.”
En vurucu şeyler ve bir nevi kitabın konusu en baştan söylenmiş neyle karşılaşacağınızı biliyorsunuz o yüzden yapacağınız tek şey arkanıza yaslanıp kitabın sizi sürüklemesine izin vermek.
3 bölümden oluşan kitabın ilk bölümü soluksuz okunuyor. 1960lara gidiyoruz. Aileyi irdeliyoruz ailenin erkek çocuğu Dell’in gözünden, anne babanın karakteri, kökeni, evlilikleri, Amerika’daki yaşamları, çevreyle ilişkileri ve o malum banka soygunu.
2. bölümde Dell’in Kanada’ya yolculuğu ve orada yaşadıkları; bir Amerikalının gözünden Kanada’nın nasıl bir yer olduğu, farklılıkları. Genelde herkes bu bölümün gereksiz olduğunu söylemiş. Aslında ilk bölümde yükseldiğimiz için bu bölümde düşüş yaşıyoruz ve kitabın geneli için olan ama bu bölümde tam destek bulan fikrim: hem sürükleyici hem durağan. Harbiden öyle. Sanki koşup koşup bir yere varamıyor gibisiniz. Kanada bölümü herkeste bu etkiyi bıraktı diye düşünüyorum. Bir de kitaba adını verdiği için büyük bir kırılma/dönüşüm beklentiniz oluyor. Ha yine de okurken beni rahatsız etmedi ama bittiğinde bu bölüm sadece Kanada-Amerika karşılaştırması için verilmiş diye düşündüm. Bir de Dell’in yalnızlığını ve çaresizliğini en iyi anladığımız bölüm olmasından ötürü çok da kızmadım niye var diye :)
Son bölüm kapanış tadında Dell’in güncel hali diyeyim kısaca.
Benim için kitaptaki en yorucu şey parantez içleriydi, akıcılığı çok bozuyor, özellikle sevmediğim bir şey. Lolita’da da vardı o çıldırtmıştı
Yani kısacası sürükleyici aksiyon dolu bir kitap beklentisiyle başlamayın, tekrarların bolca olduğu yer yer “durağanlığıyla” sürükleyici bir kitap aslında. Ben çok sevdim çünkü başından kalkamayacağım kitap arayışım vardı. Karşılandı.
Romanın sade ve net konusu, olay örgüsünün akışındaki olağanlık ve tekdüze imiş gibi yansıyan anlatım ritmi onu basitliğe değil bilgeliğe taşıyor. Sade ve akıcı metinlerin betimlerinde derin bir yaşam bilgeliği ve olgun bir edebi tonlama mevcut.
Roman, on beş yaşında, biri erkek, diğeri kız, iki evlada sahip dört kişilik bir Amerikalı çekirdek ailenin ebeveyninin, aile ekonomik darboğaza girdiğinde akıl dışı bir karar alarak banka soymaya kalkması ve yakayı ele vermesi ile çocukların ortada kalması ve sonrasında başlarından geçenleri, ucuz yazarlara mahsus melodramatik betimlere sapmadan, ağırbaşlı bir şekilde uzun uzadıya, birinci tekil şahıs roman kahramanı 15 yaşındaki Dell Parsons’un ağzından anlatıyor.
Kimi zaman içinizde, son derecede basitmiş gibi gözüken bazı hususların neden bu kadar ayrıntılı anlatıldığına dair itirazlar beliriyor olsa da bunların Amerika ve Kanada toplumunun duygu dünyasını layıkıyla yansıtabilmek için ne kadar gerekli olduğunu ilerleyen bölümlerde görüyorsunuz.
Kanada / Richard Ford
Modern Amerikan edebiyatına ait bir aile trajedisini konu alan oldukça sarsıcı bir metin “Kanada”.
Üç bölümden oluşan metin birbirlerinden oldukça farklı karakterli bir çiftin tanışmasını ve bir oldubittiye dayanan evliliklerinin anlatımı ile başlıyor. Anlatıcı ise evliliğin ikiz çocuklarından biri olan on beş yaşındaki Dell.
Çok mantıklı bir anne ve sorumsuz hatta uçarı bir baba bu çocukların hayatını zindana çeviriyor. Hiçbir gerekçe bir soyguna sebep olamaz elbette ama bu hikayedeki kadar absürt bir nedenle böylesi bir işe girişmek, üstelik böylesine mantıklı bir kadının da bu soyguna evet demesini aklım bir türlü almıyor. İlk bölüm bu belirsizliklerle bitiyor.
Daha hareketli olan ikinci bölümde ikiz kardeşlerin ayrılığı, Dell’in Kanada’ya gidişi ve orada kendi varoluşu için mücadelesi anlatılıyor. Çok hüzünlü bir hava da hakim bu ve sonraki bölüme.
Finalde ise artık altmışlı yaşlarında olan iki kardeşin tekrar buluşup geçmişi özetleme çabalarını okuyoruz; ancak artık birçok şey için her şey o kadar geçtir ki.
“Kanada”da hâlâ anneyi düşünüyorum. Nasıl böyle bir şey yaptı? Burası o kadar belirsiz ki; ama onun sonu tam tahmin ettiğim gibi çıktı.
Sevdim; durağanlığına rağmen üstelik. Böyle bir trajedi güle oynaya anlatılamazdı ki.
Yazardan “Vahşi Hayat” da okumak istediklerimden.
Mutlu bir akşam olsun
#alıntı
“ Tek bildiğim şu ki kayıplarınıza iyi göğüs gerer, tüm bunlar nedeniyle kötümser birine dönüşmemeyi başarır, bunları tali şeyler olarak görür, Ruskin’in işaret ettiği gibi orantıyı korur ve her ne kadar iyiyi bulmak her zaman çok da kolay olmasa da, farklı şeyleri, iyiyi muhafaza eden bir bütünde bir araya getirmeyi başarırsanız, bu hayatta ayakta kalabilmek için daha iyi bir şansınız oluyor.”
#tavsiye
1944'te Mississippi'de ünyaya geldi. Michigan State Universitesi'nde Turizm İşletmeciliği bölümüne girdikten sonra Îngilizce bölümüne geçip buradan mezun oldu. Mezuniyetinden sonra Michigan'da bir süreliğine lise öğretmeni olarak çalıştı. Disleksi bozukluğuna rağmen edebiyatla ilgilenmeye başladı. Kaliforniya Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık programına başladı ve 1970'te "Master of Fine Arts" derecesiyle bu programı bitirdi. ilk romanı A Piece of My Heart 1976'da, ikinci romanı The Ultimate Good Luck ise 1981'de yayımlandı. Bu zaman aralığında Williams College ve Princeton Üniversitesi'nde dersler verdi.İki romanının da beklediği heyecanı yaratmadığı düşüncesiyle kurmaca
yazarlığına ara verip New York çıkışlı bir dergi olan Inside Sports'ta çalışmaya başladı. Buradaki macerası da kısa süren Ford'un, yaşadıklarından yola çikarak kaleme aldığı Sportswriter isimli romanı 1986'da yayımlandı. Roman, Time dergisi tarafından "Yılın en iyi beş romanı" arasında gösterildi, PEN/Faulkner Kurmaca Ödülü'nün finalistleri arasında yer aldı. 1987'de yayımlanan öykü derlemesi Rock Springs ile tanınırlığı iyice artan Ford'un ismi Raymond Carver ve Tobias Wolff gibi isimlerle anılmaya bașlandi. Wildlife [Vahși Hayat, Jaguar Kitap, 2022] 1990'da yayımlandi ve aynı isimle 2018'de sinemaya uyarlandı. 90'l yıllardan itibaren pek çok öykü derlemesinde editör olarak katkda bulundu.1996'da yayımlanan Independence Day ile PEN/Faulkner ve kurmaca dalında Pulitzer ödüllerini kazandı, Son romanı Be Mine 2023'te yayımlanan 80 yaşiındaki Ford, New Orleans'ta yaşamaktadır.