Tarafsız ve akıl sahibi herhangi birinin kurban gitmesinin imkansız görüneceği kadar bariz kusurlu olsalar bile faydacı ahlakın yaygın yanlış anlaşılmalarından birkaçına daha değinmek lüzumsuz olmayacaktır; çünkü kayda değer zihinsel yeteneklere sahip kişiler bile hakkında önyargıya sahip olduklarını, bir görüşün dayanaklarını anlamak için ekseriyetle çok az emek sarf etmektedirler ve insanlar bu gönüllü cehaletin bir kusur olduğunun genel olarak o kadar az farkındadır ki ahlaki öğretilerinin en adi yanlış anlaşılmaları yüce ülkelere ve felsefeye dair büyük iddia sahiplerinin pek etkili yazılarında karşımıza çıkar.
Akıl çağıydı, budalalık çağıydı da. İnanç çağıydı aynı zamanda, inkar çağıydı da. Bir taraftan aydınlık bir taraftan karanlık mevsim yaşanıyordu. Umudun baharıydı, yeisin kışı. Her şeyimiz vardı ama hiçbir şeyimiz yoktu. Hepimiz doğruca cennete gidiyorduk ama hepimiz cehenneme de gidiyorduk.
Hoşnut bir domuzdansa hoşnutsuz bir insan olmak, hoşnut bir budaladansa hoşnutsuz bir Sokrates olmak daha iyidir. Eğer budala ya da domuz bundan başka bir kanıdaysalar meseleye yalnızca kendi taraflarından baktıkları içindir. Diğer grup ise iki tarafı da bilmektedir.