Bütün bunları yazmak o kadar zor ki. Şu an bulunduğum noktada hiçbirinin olmadığını görmek... Aslında bu kadar yükselmek ya da alçalmak, daha doğrusu bu kadar ileri gitmek istememiştim hiçbir zaman. Aynaya bakıp kendini tanıyamamak, insanın kendi anılarını bir başkası yaşamış gibi anlatması, dünyanın kendisi dahil üzerindeki hiçbir şeye kayda değer bir varoluş nedeni bulamamak ve zihnin bedenden binlerce kilometre uzakta olması o kadar korkunç ki!
Çünkü duyulabilecek kadar yüksek bir ses vardı içimde. Bunu fark edince, dünya üzerindeki bütün insanlar birden yok olsalar dahi yalnız kalmayacağımı anladım.
Doğanın kendi fırçasından çıkma bir kadın yüzü var sende,
Ey tutkumun efendisi, ecesi.
Yumuşak bir kadın yüreği sendeki ama farklı özü,
İki yüzlü, vefasız kadınların yüreği ile yok ilgisi. Gözlerin daha parlak, o kadar da kaçmıyor sağa sola.
Pırıl pırıl ışıtıyor, yaldızlıyorsun her baktığını. Güzellik dedin mi, hepsi sende bir arada. Erkeğin gözünü çeviriyor, şaşkına çeviriyorsun kadını.
Hem başta sen kadın olmak için yaratılmıştın, Ama doğa biçim verirken sana gönlünü fazla kaptırınca, fazladan kattığıyla beni senden etti hain.
Evet ekledi bir şey ama hiçbir şey bana kalırsa.
Eh, madem kadınların keyfi için böyle donattı seni,
Aşkın benim olsun bari, onlar kullansın hazineni.