Kendi yetersizlikleri nedeniyle reddedici ya da aşırı koruyucu tutumlar gösteren ana babaların çocukları ise kendilerini ayrı bir varlık olarak değer verilmediğinden kişiliklerini bütünleştiremezler. Yetişkinlik ulaştıklarında da çocukken duyulmamış ihtiyaçlarını diğer insanlardan karşılayabilmek için umutsuzca çabalarlar.
Kendilerini amaç edinmiş oldukları “refah toplumu“ düzeyine eriştiklerinde bireyler, sahip oldukları maddi bolluğa karşılık, boşluk, anlamsızlık ve yabancılaşma gibi daha önce hiç tanımamış oldukları duyguları yaşamaya başlamışlardır.