taflan
Beni artık kimseler arayıp da bulmasın beyaz harmanilerin göklere açık sofrasında yıktığım saltanatın dizinde inlediğim aşkın en tabanında yattığım anlaşılmasın çünkü ben çok gizli bir yanlışın dehşetengiz yeteneğini ölçmek için yepyeni bir hata için iniyorum Akdeniz'e Meryemoğlu sanıp ben zavallı ademi çarmıha çaktılar orda çok zaman önce. Çok zaman önceydi ki otobüsler mermer sütunlu şehirlerden sahil çardaklarına nice yılgın havarilerle gidip geldi. Hepimiz, yani taflan çiğnemekle güzelleşen çocuklar havariler karşısında harami gövdesinde hayvan kabarınca mecalsiz kutlu bir tan çıkarmayı denedik kayser makinasından anneler sevecen gözyaşlarıyla korurdular bizi. İsmet Özel
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Gazze..
Tek gerçek var o da Gazze.. - Adem Taflan
Filistin
Filistin..
Taraf değilim, Gazze'nin ta kendisiyim.. - Adem Taflan #GazzeyeÖzgürlük
Filistin
Omayra ....... Murathan MUNGAN
Cevabı ömür süren bir soru bıraktım sana Mendili kan kokan sevgili arkadaşım Usta bakışların keşfettiği rahatlıkla arkama yaslandım elimde şah mat yüzüğümde tek taş siyanür adınla bulanan bir aşkın, bir maceranın macerasında yolun sonunu söylüyordu günahkâr iki melek olan sağdıçlarım Al birkaç bulutlu sözcük atlasını sırtında taşıyan çalınmış bir zaman mekik, taflan, kar kesatı bir iklim aşk mı, macera mı dersin bu uzun seferberlik bu ilişkinin topografyasını mezhepler tarihinden bulup çıkardım adanan boynunda o gümüş zincir bilmiyorsun arması sallanıyor ucunda işte yazgının kara zırhlısı! Kork! kutsal kitaplardaki kadar kork! Çünkü hiçtir bütün duygular Korkunun verimi yanında Benim ruhum nehirler kadar derin! Kızıl kısraklar gibi üstümden geçeceksin! Arı bir sessizlik duruyor şiddetimizin armaları arasındaki uzaklıkta gövdenin demir çekirdeği kalkan teninin altında sana okunaksız bana saydam giz
1K
Canım Öğretmenime,
Nereden başlasam bilemiyorum. Ansızın geldi bize veda edişinin haberi... Arkadaşım bana yine başka bir öğretmenimin paylaştığı hikayeyi attı. Şöyle yazıyordu: "Canım arkadaşım, can dostum boşanma aşamasındaki eşi tarafından katledildi!" Kanım dondu. Sonra arkadaşıma "O fotoğraftaki Saadet hoca değil mi?" dedim. Arkadaşım tanıyamadı sonra içimden bi' his siz olduğunu söyleyip duruyordu. Ben de hemen Google'a yazdım Samsun haber diye. Ve 'İngilizce öğretmeni Saadet'i, eşi katletti!' yazıyordu haberde! Ağlamaya başladım. Ağladım, ağladım, ruhum ağladı... Sonra arkadaşıma ilettim haberi sonra diğer arkadaşlarıma. Acımı paylaşma ihtiyacı hissettim... Size can dostum diyen diğer öğretmenime başınız sağ olsun mesajı attım. Öğretmenim bana "sağ ol canım, pırlanta gibi bi' insanı kaybettik!" diye yazdı. Sanki içime bir şey saplandı... Sonra cenazeye gitmek için arkadaşımla kavilleştik. Taflan'a gelmeden indik. Özeren köyü yokuşu önümüzdeydi. Taksiyi aradık ve hemen geldi. Taksici adam bize seni sordu öğretmeniniz miydi sorularını ortaokul öğretmenimizdi cevapları kovaladı. Sonra sorular cevaplar silsilesi devam etti cenaze evine varana kadar... İndik taksiden. Jandarmalar vardı, bekliyorlardı orada. Sonra inkılap tarihi hocamızı gördük, bize güler yüzlü davrandı onu da çok özlemişim... Sonra ilerledik cenaze evine doğru, baktık cenaze nakil aracı gidiyor. Çok kalabalıktı. Her yer insan... Camiye doğru yürümeye başladık bu sefer, yokuşu çıkıyordum arkadaşımla... Ve vardık camiye. Size can dostum diyen öğretmenim benim matematik ve sınıf öğretmenim olan melek kadına "Öğretmenim." dedim üzgün bir sesle. "Ah, canım benim!" dedi. Sonra direkt sarıldık. Öğretmenim sizin için "Haketmediği şekilde öldü!" dedi kısık bir sesle... O laftan sonra dayanamadım, ağlamaya başladım, daha da
Duygu/Düşünce