"Doğu Türkistan, Filistin, Arakan, Çeçenistan, Bosna, Suriye ve zulmün ulaştığı daha nice coğrafyaların anısına..." diyerek başlayan romanı bir çırpıda okuyacağınız eminim. Sürükleyici olduğundan kendinizi kaptırmayın mümkün. Herkese hitap ettiğini düşünüyorum, mutlaka okuyunuz.
Gecegüzü toprakları Rosavniler tarafından işgal edilmiştir, onlar yönetmektedirler. 4 başarısız isyanın ardından halk Rosav'ın yalanlarına inanıyordur ve kendi kimliğini kaybetmekle yüzyüzedir. Çünkü Gecegüzü'nün toplumsal kimliğini ve dinini yaşaması yasaktır. Rosav askerleri her yerdedir, en ufak bir karşıt hareket, bir ima görüldüğünde ya mahkemelere çıkarılırsınız ya da Uyum Birimlerine sevk edilirsiniz. Tüm bunların orta yerinde Leyla Taflan, Kakule isimli kafesini işletmektedir ve eli lezzetli bir aşçıdır. Kafeye devamlı müşteri olarak gelen Karabasan lakaplı yüzbaşı ardında gül tomurcuklarıyla izler bırakmaktadır.
Leyla'nın pasif direnişi ve tüm korkularına rağmen cesaretle intikam isteyişi etkileyiciydi. Ağabeyi Furkan'ın kardeşini korumak istemesi, çocukluk arkadaşı Yahya'nın beyni yıkanmasına rağmen arkadaşını kurtarması güzel sahnelerdi. Daha neler var neler de spoiler olmasın, söyleyemiyorum. Tavsiye ederim, okuyunuz.
Puanım: ️️️️️9.5/10
#güngeceninardında