al birkaç bulutlu sözcük atlasını sırtında taşıyan çalınmış bir zaman mekik, taflan, kar kesadı bir iklim aşk mı, macera mı dersin bu uzun seferberlik
yepyeni bir hata için iniyorum Akdeniz'e Meryemoğlu sanıp ben zavallı ademi çarmıha çaktılar orda çok zaman önce. Çok zaman önceydi ki otobüsler mermer sütunlu şehirlerden sahil çardaklarına nice yılgın havarilerle gidip geldi. Hepimiz, yani taflan çiğnemekle güzelleşen çocuklar havariler karşısında harami
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Ne biçim bir sestir şu bizim dalgınlığımız Bir tayın dişinde ince bir taflan Az yaşlı bir kadında göğüs uçlarının Yanarak sımsıcak bir kedinin ağzından Dönüşüp iç çekmesine gece kuşlarının.
Doktor Andrey Yefimıç, başına soğuk kompres yapılmasını ve taflan suyu içirilmesini tembihledi, üzüntüyle başını sallayarak ev sahibesine bir daha gelmeyeceğini söyledi çünkü insanlar aklını kaçırmaktan alıkoyulmamalıydı.
Bu kelime şu dizeden yuvarlanmıştır Beyaz bir gecenin hayaliyle girdiği şiirden Yedeğe çıkarıldığı için belki bu yitik şiirin Kokusuyla küllenmiştir Genzini temizleyen kalemin kölesi oysa Alevlere teslim köpük köpük Alevlere İpekten sükunuyla usulca akıp Yüzünü bayılmıştır kandilli sayfalara Ondandır taflan bordosu ağlaması
Sayfa 43 - Çıra Edebiyat
Bu sarhoşluğun içinde Boğaziçi’nin esrarlı güzelliği, bahçeden yayılan mis gibi taflan, yasemin, ıhlamur kokuları, ilk kez bir Osmanlı evinde bulunuyor olup mangala sürülen cezvede yapılan kahveyi içmek…