"KARŞILAŞMA"
“Kendimi Afife Jale’nin yalnızlık dünyasında kayboluşu gibi hissediyorum ama bir o kadarda cesur.
Sonbahar geldi. En sevdiğim mevsim. Kayboldum, öyle hissediyorum. Bir kuyunun içindeyim. Yukarıda bir ışık var ama ulaşamıyorum. Ne yapmalıyım?
Burada mı kalmalıyım yoksa ne pahasına olursa olsun o aydınlığa mı yürümeliyim?”
Kadın'ı konu alan her kitap ayrı bir değerdedir. Hangi coğrafyada yaşadığımızın çokta önemi yok aslında.
Kadın;
Birilerinin kızı,
Birilerinin kardeşi, ablası
Birilerinin sevgilisi, eşi, kuması
Her şeye bir ad bir anlam konulan fakat kendine bir yer edinemeyen kadın... Oysaki insanın, insanlığın cinsiyeti olur mu, olmamalı?
Cahiliye döneminden bugüne dek çok şey değişmedi aslında. Çağlar değişti, devirler değişti, insan değişti fakat kadına biçilen o kaftan, üzerinden atamadığı kimlik hiç değişmedi. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen babalarının yerini; kardeşi, eşi, sevgilisi, çocuğu aldı.
25 öykü,
25 farklı kadın çehresi,
25 ayrı yaşanmışlık,
25 farklı acının, mutluluğun, hüznün yüzü.
25 farklı kadın kaleminden yazılanlar ...
Susan, susturulan, ezilen, cinsel, dinsel, kültürel ve ekonomik dayatmalarda hiçleşirilen kadınlar.
"Sen eksin eteksin" deyiminin hâlâ güncelliğini kaybettiği
bir çağ bu...
Öldürülen, taciz edilen, namusun sadece kadına yüklendiği bir çağ.
Huzurhane öyküsünde; Rahime ve Gülnur'un imrenilecek dostluğu.
Turgay ve Mine'de; "Gönül sabır ile harman olmadan nasip ile buluşmazmış." Er geç nasibin seni bulacak.
Sabretmek bu kadar güzel anlatılamazdı.
Karanlık öyküsünde; Tek bedende üç farklı karaktere bürünen Aylin.
Eylül öyküsünde; 17 yaşındayken babasının tecavüzüyle hamile kalıp kardeşini doğuran. 18'inde toprağa gömülen Meryem'in kan donduran hikayesi.
Nar Ağacı'nda; anne babasına hasret Gülsem...
İpek Şal;