"Felaket belki de hiç gelmeyecek.” Ama sen şöyle de: “Ne olmuş yani, gelirse? Hangimiz yeneriz göreceğiz o zaman.
” Belki de bu, benim yararıma ve bu ölüm, yaşamıma onur verecek.
Balaban zehri, Sokrates’i yüceltti; Cato'ya özgürlüğü sağlayan hançeri al elinden, ününün büyük bir parçasından yoksun edersin onu."
Stoacılığı yaşamanın ilk ilkesi şudur: Olaylara değil, olaylar hakkındaki yargılarımıza tepki veririz ve bu yargılar bize bağlıdır. Stoacıların bu fikri nasıl geliştirdiğini ilerleyen sayfalarda göreceğiz, fakat şu pasaj bir klasiktir:
Eğer dışarıdaki bir şey sende ıstıraba sebep oluyorsa, şeyin kendisini değil, o şey hakkındaki yargını dikkate almalısın. Yok edebileceğin de o yargıdır zaten. Marcus Aurelius, Düşünceler 8.47
"Bayramlar gelip geçer; tıpkı mevsimler gibi... insanlar gibi... duygular gibi. Mutluluğa da hüzne de fazla bağlanmadan, her anı olduğu gibi kabul etmek gerekir.
Erdemli bir yaşamın zemininden uzaklaşmadan, bu bayramda da elimizde olanlara şükredip, elimizde olmayanlara karşı sükûnetle duralım. Sevdiklerimizi içtenlikle selamlayalım...
Kendimize karşı dürüst, başkalarına karşı adaletli ve alçakgönüllü olalım...
Sağlık, sadelik ve ruh dinginliği hepimizle birlikte olsun. İyi bayramlar."
"Bayramlar gelip geçer; tıpkı mevsimler gibi... insanlar gibi... duygular gibi. Mutluluğa da hüzne de fazla bağlanmadan, her anı olduğu gibi kabul etmek gerekir.
Erdemli bir yaşamın zemininden uzaklaşmadan, bu bayramda da elimizde olanlara şükredip, elimizde olmayanlara karşı sükûnetle duralım. Sevdiklerimizi içtenlikle selamlayalım...
Kendimize karşı dürüst, başkalarına karşı adaletli ve alçakgönüllü olalım...
Sağlık, sadelik ve ruh dinginliği hepimizle birlikte olsun. İyi bayramlar."