"O, yaşamımın öyle büyük bir bölümü ki, onu yoksaymak, yaşamımdan onun yüzünü, sesini, dokunuşunu, başka kimsede rastlamadığım sözdizimini çıkarmak, kollarımı, bacaklarımı kesip atmak gibi birşey, daha da fazla belki...
Artık yeni insanlar sevmekte güçlük çektiğin yaşlara geldiğinde, daha az müşkülpesent ve muhtemelen daha cesur olduğun yaşlarında bir yolunu bulup çok sevmeyi başardığın birini havaalanına bıraktıktan sonra, o dev ayrılık makinesinin kapısından çıkıp birkaç saat önce birlikte geçtiğiniz yollardan, bu defa tek başına elin kolun bomboş dönerken kuru ekmek gibi ufalanıyordu için.
Tesellinin geçerliliğini çoktan yitirdiği safhaya gelmişlerdi anlaşılan, günlerdir dudaklar mühürlü, çeşitli şakalar ve komikliklerle savuşturulan hüznün kocaman gövdesiyle artık ortama hâkim olduğu, sıkı sıkı içeride tutulan duyguların artık kendini koyuverdiği dakikalara erişmişlerdi. Bir babaya dahi insan içinde gözyaşı döktüren o insafsız ayrılık anı gelip çatmıştı...HAVAALANLARINDAN NEFRET EDİYORUM.