inşallah bir gün buraya atandım demek nasip olur.
"Saf iyilik diye bir şey yoktur. Her kahramanlığın derinliklerinde, çoğu zaman sahibinin bile fark edemediği görünmez bir onaylanma arzusu saklıdır. İyilik, eninde sonunda menfaate dönüşür; menfaat ise alkışlanma ve takdir edilme isteğinin farklı bir suretinden ibarettir. Bir çocuğu alevlerin arasından kurtaran adam bile, bunu kendine hiçbir zaman itiraf edemese ya da kabullenemese de, ruhunun en kuytu köşesinde toplumun alkışını ve hayranlığını arzuluyordur. Çünkü insan, çoğu zaman başkalarını değil, kendi benliğini ikna etmeye çalışır. Ben ise ne iyiliğimi bir erdem olarak sergileme ihtiyacı hissederim ne de kötülüğümü gizleme telaşına kapılırım. İnsanların ne övgüsü ne de linçlemesi benim için bir ölçüdür. Hatta öyle anlar olur ki, yaptığım şeyin iyilik mi yoksa kötülük mü olduğunu dahi fark edemeyecek kadar şuursuzlaşırım. O noktada eylem, ahlaki bir tercih olmaktan çıkar; yalnızca varoluşun sessiz ve kayıtsız bir tezahürü hâline gelir. Bu eylemlerimin beni cennete mi, cehenneme mi götüreceği inanın hiç umrumda değil. Ne de olsa geleceği bilen bir tanrı, bizim bulunduğumuz ânın içinde her saniye yeni bir zar atmaya devam ediyor gibi görünecek. Oysa attığı, bize göre bir zarken, tanrıya göre ise bitmiş bir filmin bize baştan oynatılması gerçeğini hiçbir zaman değiştirmeyecek. (Mehmet Çağımnı)
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kırgın olan, her zaman diğerlerinden daha çok sevebilecektir çünkü bir kez karanlıkta kaldığınızda parlayan herşeyi takdir etmeyi öğrenirsiniz
Bazen hayatın yükü ağır gelir, dualar gecikmiş gibi olur, yollar uzar ve insan kendini yalnız hisseder. Oysa her imtihanın içinde gizlenmiş bir hikmet, her hüznün ardında saklanmış bir rahmet vardır. Allah kulunu unuttuğu için değil, kendisine daha çok yaklaştırmak istediği için bazı kapıları bekletir. Kırılan gönüller de, dökülen gözyaşları da O’nun katında karşılıksız kalmaz. Belki bugün anlam veremediğin şeyler, yarın en büyük şükrün olacaktır. Bu yüzden sabrını kaybetme, umudunu eksiltme. Rabbin seni senden daha iyi bilir ve senin için neyin hayırlı olduğunu en güzel şekilde takdir eder. Yeter ki O’na güvenmeyi bırakma. Gün gelir, bugün seni yoran ne varsa geride kalır ve Allah hiç ummadığın yerden gönlüne ferahlık, yoluna bereket ve hayatına güzellikler nasip eder.
Türk, ahlâk yapısını bir Peygambere muhtaç olacak kadar hiçbir devirde kaybetmedi! Atatürk, tarih ve dil mevzularıyla yakından ilgilendiği yıllarda, Çankaya’da yapılan toplantıların birinde Mevlâna Celâleddin’in onsekizinci göbekten torunu olan Veled Çelebi İzbudak’a "Allah katından bir ülkeye veya millete bir peygamber neden gönderilir" sorusunu sorar. Veled Çelebi, kısaca, Allah’ın, ahlâk ve iman şartlarını inkâr eden, sapkınlığın had safhaya geldiği ülke, millet veya kavimleri doğru yola sevk etmek için peygamber yolladığını izah eder. Veled Çelebi’nin verdiği cevaplardan pek memnun olan Atatürk der ki: “Evet…çok haklısınız. İşte bu sebeplerdendir ki Yüce Tanrı, Türk ülkelerine ve milletine, bir peygamber göndermek ihtiyacı duymamıştır. Çünkü Türk milleti, İslamiyetten çok çok zaman önce Tek Tanrı inancına sahipti ve ahlâk yapısını bir Peygambere muhtaç olacak kadar hiçbir devirde kaybetmedi. İnsanoğlunun yaptığı putlara tapmadı(…) Biliyorsunuz biz Türkler, İslamiyet’i Tek Tanrı inancını getirdiği için kabul ettik ve onun cihan hareketi olabilmesini kafa ve kılıcımızla temin ettik.¹ Eğer Türkler Müslüman olmasaydı İslamiyet, Musevilik gibi mevzii bir din olarak kalırdı. İslam alemine bu hakikati anlatmak lazımdır. Araplar topraklarında üç semavi din peygamberlerinin gelmesiyle iftihar ederler ve üstünlük iddia ederler.² Bizi de böyle bir nasipten mahrum olduğumuz için küçümserler. Aslında bu bizim ahlâk ve insanlık benliğimizi, hiç bir devirde bir Peygambere muhtaç olacak kadar kaybetmemiş olmamızın ilahî takdir ve tasdikidir. Çünkü hangi Peygamberin nerede irşâd edeceği, Tanrı’nın takdiridir…” (Münir Hayri Egeli, Bilinmeyen Atatürk’ten Hatıralar adlı eserden yararlanılmıştır.) Bu kısımdan sonrası benim yorumlarımı içermektedir: ¹araplar puta
1000Kitap
"Senin için takdir edilmiş olan şey, zayıflığına rağmen sana ulaşacaktır. Senin için takdir edilmemiş olan şey ise, ne kadar güçlü olursan ol ona erişemezsin." ||Ali bin Ebu Talib||
Alıntı