✎ᝰ.📓🗒 ˎˊ˗ ✎ᝰ.📓🗒 ˎˊ˗ 🕯 𝑺̧𝒆𝒚𝒉 𝑴𝒖𝒌𝒃𝒊𝒍 𝒆𝒍-𝑽𝒂̂𝒅𝒊 Şeyh Mukbil 𝒔̧𝒐̈𝒚𝒍𝒆 𝒅𝒆𝒎𝒊𝒔̧𝒕𝒊𝒓 : “𝑩𝒆𝒏𝒊𝒎 𝒌𝒆𝒏𝒅𝒊𝒎𝒆 𝒗𝒆 𝒉𝒆𝒓 𝒃𝒊𝒓𝒊𝒏𝒊𝒛𝒆 𝒕𝒂𝒗𝒔𝒊𝒚𝒆 𝒆𝒕𝒕𝒊𝒈̆𝒊𝒎 𝒔̧𝒖𝒅𝒖𝒓: _*İnsan kendini ilme adasın. Dünya işlerinin ise sonu yoktur. Hayatın problemleriyle meşgul olmaktan sakının. Eğer biz onlarla meşgul olursak, ilim talep etmeye vakit bulamayız.”*_ ✦ 𝑬𝒍-𝑩𝒆𝒔̧𝒂̂𝒊𝒓, 𝒔. _21_ ✿ 𓇢𓆸
Duygu ve Düşünce
10 ayı üniveristede geçirdikten sonra bi anda memlekete dönen öğrencilerin dramı hakkında kitap yazılmasını talep ediyorum
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
BÖLÜM XI: ÇARKIN DİŞLİLERİ VE ROBOTİK FISILTILAR İnsan, idealleriyle girdiği kapılardan unvanlarıyla çıkabilir; ama o kapıların arkasında bıraktığı ruhun hesabını hiçbir diploma kapatamaz. Elektronik teknolojisi bölümünün o teorik, temiz dünyasından çıkıp, piyasanın o küçük, rutubetli atölyelerine adım attığımda, karşımda bulduğum şey devre şemaları değil, insan ruhunun karmaşık ve sinsi haritasıydı. Girdiğim o küçük firmada bana yaptırılan işlerin basitliği (getir-götürler, tak-çıkar rutinleri) aslında sistemin bir prototipiydi: Sistem, senin zekanı değil, sadece o anki işlevselliğini talep ediyordu. O dükkanın eşiğinden içeri girdiğinizde, floresan lambaların altında sahte bir huzur havası solurdunuz. Herkes içten içe bir diğerinin eksiğini arar, onu patronun gözünde düşürmek için pusuda beklerdi ama yüz yüze gelindiğinde o samimiyet tiyatrosunun perdeleri ardına kadar açılırdı. Bu atölyede kimsenin bir diğerine iş öğretmek, onu geliştirmek gibi bir derdi yoktu. Çünkü bilginin paylaşılması, gücün devredilmesi demekti. Yeni gelene bir şey öğrettiğin an, kendi yeri doldurulabilirliğini tescillemiş olurdun. Bu yüzden, dükkanın eski sakinleri için en konforlu alan, yeni gelenin arkasından "kafası basmıyor, yavaş, işi bilmiyor" fısıltılarını yayarak kendi tahtlarını sağlama almaktı. O çarkın dişlileri arasında, her biri kendi zindanında yaşayan karakterler dizilmişti: Remzi: Toplumun o en tehlikeli damarını temsil ediyordu; geleneklere, göreneklere sıkı sıkıya bağlılık taslayan, ağzından "dürüstlük ve dobralık" kelimelerini düşürmeyen ama arkasından kuyu kazmadığı tek bir insan bırakmayan o organize yüzsüzlük. Begüm: Kendi ait olduğu sınıfı beğenmeyip, zihninde kurguladığı elit kesime özenen, ancak o sahte elitliğe ulaşmak için kendi menfaati uğruna yanındaki herkesi
talep edılmedıkce kımseye akıl ve gereksız bılgı vermeyın mumkunse
Benim anlayışım budur.
“Erkek adam; olgun davranır, gereksiz trip atmaz, ilgiyi talep etmek yerine karakteriyle saygı kazanır. Hayatını sadece karşı cins üzerine kurmaz; kendini geliştirmeye, okumaya, tarihini ve kültürünü öğrenmeye önem verir. Köklerine, ailesine ve vatanına bağlıdır. Sorumluluk sahibidir, ilkelerinden kolay kolay ödün vermez. Gösterişten ve gereksiz gece hayatından uzak durmayı tercih eder. Kalabalıklar yerine güvenebileceği az ama sağlam dostlarla yürür; gerektiğinde yalnız kalabilmeyi de bilir.”
1000Kitap
Sana ait olan seni talep eder, sen yorulma! Onu sen ararsan, yorulursun ve o sana sahip olur. İbn Arabî