şehrinaz
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Kadim Sezginin Modern Dili: Diriliş İzleğinde Şehrinaz Yazar: Ebru Asya Şehrinaz, yazar ve şair Hayrettin Taylan’ın imzasını taşıyan üçüncü şiir kitabıdır. İlk baskısı 2019 yılında Çınaraltı Yayınları tarafından yayımlanan eser, 23 şiirden oluşur. 57 sayfalık hacmiyle ilk bakışta mütevazı bir görünüm sunsa da şiirlerin anlam yükü sayfa sayısıyla ters orantılı biçimde artar. Eserdeki çalışmalar dil üzerinde kurulan titiz bir denetimle serbest şiir formunda kaleme alınmıştır. Mısraların çoğunlukla uzun tutulması, şiirsel ritmi sabit bir ölçüye bağlamaktan çok, anlamın yayılma ve derinleşme biçimine göre kurulmasını sağlar. Kıtaların harf ve sayı sistemleriyle ayrılması metnin içsel bölünmesini görünür kılarak, düşünsel duraklar oluşturur. Kitaba adını veren Şehrinaz, şiirlerin genelinde somut bir figür ya da tekil bir muhatap olmaktan öte; şairin aşk, metafizik yöneliş ve tarihsel bilinç hâllerini kendisinde toplayan çok katmanlı bir sembol olarak belirir. Şairin kendi tanımıyla “Bütün büyük aşkların telmihler eşkâli” ve “Mistik duygulanışların gönül ummanı” olan Şehrinaz, metinler boyunca bazen bir inancın dili, bazen vuslatın adı, bazen de bir hatırlayışın odağı olarak dolaşıma girer. Şiirlerin sonlarında sıkça yinelenen hitap biçimi, Şehrinaz’ı hem özne hem de anlamı toparlayan bir bilinç merkezi hâline getirir; böylece şiirler, tekil bir muhataba değil, çoğul anlamlara açılan bir sesleniş etrafında bütünlenir. Kitap genel itibarıyla tasavvufî-modern şiir çizgisinde konumlanan, mistik ve metafizik bir poetik hattın sürekliliğini ortaya koyar. Şair, eser boyunca klasik tasavvuf düşüncesini öğretici bir söyleme yaslanmadan, çağdaş bir bilinçle yeniden kurar; şiirler yer yer irfanî bir hitap, yer yer içe yönelmiş bir iç monolog olarak şekillenir. Metinlerde;
Şiir
ŞehrinazHayrettin Taylan · Çınaraltı Yayınları · 20191 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 15. kitabı
Alegorik eserlere hep hayranlık duymuşumdur ama bu kitap bambaşka Hüsnü Aşktan beridir okuduğum en güzel kitap olabilir. Hikayesi basit simurga ulaşmak isteyen bir grup kuş Hüdhüd liderliğinde yola çıkmak isterler ama daha yolun başında hatta yola çıkmadan yolun zorluğuna meşgalesine katlanmak istemeyen kuşlar bahaneler bulmaya başlar gelmek istemezler. Kuş tasavvufta hatta halk edebiyatında bile ruhu temsil ediyor can kafeste durmaz uçar dünya bir han konan göçer... misali ruh edebiyatta kuşa benzetilir ki kitapta bahsi geçen kuşlar da aslında insanların ruhlarını temsil ediyor . Bülbül dünyevi aşka bağlanmış ruh , papağan tutsaklığı kabullenen ruh , Tavus Allahı değil cenneti mükafatı arzulayan ruh , keklik altın mücevher düşkünü ruh, hüma şanslı ve kibirli ruh, saka aciz ruh.... gibi . Aslında kuşlar dünyaya gelmiş ama geliş amacından uzaklaşmış ruhları temsil ediyor... Sonra yola çıkmayı göze alan kuşlarla Hüdhüd yola çıkar ama bu yol zor bir yoldur 7 zorlayıcı vadiyi geçmeleri gerekir ki bu vadiler 1) Talep vadisi 2) Aşk vadisi 3) Marifet vadisi 4) istiğna vadisi 5) Tevhid vadisi 6) Hayret vadisi 7) Fakr ve Fena vadisidir . Bu vadiler bol bol güzel hisseler alabileceğiniz kıssalarla anlatılıyor . Anlatım harika ötesi neyse derken yola devam eden 30 kuş vadileri geçiyor ve Simurga ulaşıyorlar ama o da ne kendilerinden başka bir şey yok (Si murg aynı zamanda 30 kuş demekmiş/ F. Attar burda söz oyunu yapmış Nefsini bilen Rabbini bilir misali ) Tam bir tasavvuf klasiği mutlaka okuyun
Mantıku't-TayrFerîdüddin Attâr · Sufi Kitap Yayınları · 20256,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gazalinin fikri yolculuğu
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
El-Munkız, İmam Gazâlî’nin bir talebesinin kendisine yönelttiği soruya cevap olarak kaleme aldığı, tasavvufa yönelişinin entelektüel ve manevi serüvenini anlattığı önemli bir eserdir. İslam dünyasında “Hüccetü’l-İslam”, yani “İslam’ın Delili” unvanıyla tanınan Gazâlî, ilim hayatının zirvesine ulaşmış, dönemin en itibarlı eğitim kurumları olan Nizamiye Medreselerinin baş müderrisliği makamına kadar yükselmiştir. Ancak elde ettiği ilmî şöhret, makam ve itibar, onun hakikati arayışını sona erdirmemiş; aksine zihninde ve ruhunda derin bir sorgulama sürecini başlatmıştır. Bu iç hesaplaşmanın neticesinde Gazâlî, bütün görevlerinden ayrılarak inzivayı tercih eder. Uzun süren manevi arayışının ardından doğduğu şehir olan Tus’a döner ve burada talebelerine yeniden ders vermeye başlar. Dışarıdan bakıldığında büyük bir başarı hikâyesinin tam ortasında bulunan bir âlimin, sahip olduğu makamı terk ederek farklı bir hayatı seçmesi elbette dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu sebeple kendisine sıkça yöneltilen “Neden?” sorusuna Gazâlî, El-Munkız adlı eserinde bizzat cevap verir. Gazâlî, eserinde öncelikle kelam ilmiyle meşgul olduğunu, ancak zamanla kelamın hakikate ulaşma konusunda kendisini tam anlamıyla tatmin etmediğini ifade eder. Kelam ilminin sınırlarını ve eksik yönlerini fark ettikçe yeni arayışlara yönelir. Döneminde büyük bir etki alanına sahip olan felsefeyi anlamak için onu derinlemesine inceler; filozofların görüşlerini dikkatle değerlendirir ve felsefenin güçlü yönlerini teslim etmekle birlikte, hakikate ulaşma noktasındaki yetersizliklerini ortaya koyar. Ardından, yaşadığı dönemde yaygınlık kazanan Bâtınî (Talimiyye) düşünceyi bütün yönleriyle anlamaya çalışır. Bu düşünce sistemini ayrıntılı biçimde inceleyen Gazâlî, hakikatin ne yalnızca felsefeyle ne de Bâtınîlik
Felsefe
Delâletten Selâmeteİmam Gazali · Tin Yayınları · 20266,1bin okunma
Puan vermedi·344 syf.·
2026 51. kitabı
Merhaba sevgili okur 🫆Gerçekler ışığında yazılmış, elinizden bırakmak istemeyeceğiniz şahane bir polisiye romanının yorumu ile karşınızdayım. Eser polisiyenin kraliçesi Agatha Christie'nin 1926 yılında arkasında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolduğu gizemli 11 günü anlatıyor. Soluk soluğa okuyacağınız olağanüstü bir eser benden söylemesi 🫆 1926 Aralık ayı.. Agatha Christie, kocasıyla arasının bozuk olduğu ve aldatıldığı bir dönemde arabasını ormanda terk edilmiş halde bırakarak arkasında hiç iz bırakmadan ortadan kaybolur. Tüm aramalara rağmen bulunamaz. Olay manşetlere taşınır ve Surrey ve Berkshire polisi, onu bulmak için halktan da zaman zaman yardım alarak çok sayıda memur görevlendirir. Arabanın bulunduğu bölgeye yoğunlaşırlar ve bazı memurlar özel olarak onun öldüğünü düşünerek c*set arayama odaklanır. Kocası Archie Christie'nin Nancy Neele adlı genç bir kadınla olan ilişkisi nedeniyle evliliklerinde bazı sorunlar yaşadıkları için özellikle inceleme altına alınır lakin sağlam bir mazereti olduğu için dikkatler başka yöne çevrilir. Aslında yazar Christine, ailesi ve sırları üzerinden şantaj yapan sapkın ve zeki bir doktorun tuzağına düşmüştür. Bu adam Rickmansworth’te pratisyen hekimlik yapan Patrick Kurs’tur. Doktor, yazarın en değer verdiklerini ( eşi ve kızı ) koruyabilmesi için kendisinden mükemmel bir cinayet tasarlayıp işlemesini talep eder. Şantajcı doktor, ailesine dair her detayı bilmektedir ve bunu basına sızdırmakla tehdit eder. bildikleri Archie ‘yi mahvedecek niteliktedir. Yazarın şantajıya boyun eğmekten başka şansı yoktur. Yorkshire'daki Harrogate kasabasında bir kaplıca otelin kocasının metresinin adı olan "Mrs. Teresa Neele" sahte ismiyle kayıt yaptırmıştır. Gizemli cinayetlerin kraliçesi, kendi yazdığı romanlardaki gibi zekice bir cinayeti
Cinayet UstasıAndrew Wilson · Altın Kitaplar · 2021109 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 1. kitabı
Selamün Aleyküm kardeşim Okuduğum bu eser her yuva kuracak bireylerin okumasına tavsiye ediyorum. Kadın erkek bireylerin evleliklerdeki sorumluluklarını örneklerle dile getirilmiş kitapta. Çocuk yetiştirmekte olan insanlara tavsiyeler içeriyor. Kitapta en çok sevdiğim cümlelerden birtanesi şu oldu "Adam yerine konmak isteyen bir erkek, eşini kadın yerine koymayı bilmelidir ki hak ettiği bir şeyi talep etmiş olsun." Aile kavramının kaybolduğu bu zamanda Aile kurmanın ve korumanın püf noktaları verilmiş eserde. Kolay bir dili var. Heryerini cizipte notlar aldığım eseri kitaplığımın köşesine koyuyorum.
Din İslam
Mü'min EvNureddin Yıldız · Tahlil Yayınları · 20181,087 okunma
Puan vermedi·304 syf.·
2026 17. kitabı
​Bu sene okumalarım pek ilerlemiyor; başlıyorum, bırakıyorum; başka bir kitaba başlıyor, yine bırakıyor, yine başlıyor ve yine... Bu durum, bir kez daha bana okumanın, hayatım için öğrenmekten çok daha öte bir anlam ifade ettiğini hatırlatıyor. Okumak beni sakinleştiren, hayatta tutan, yeni güne başlamaya cesaret veren, dostluk eden, haz veren ve nefes aldıran bir araç. Bunu sürdürmenin zor olduğu zamanlarda oldukça zorlanıyorum. Kitap incelemesine neden böyle başladım acaba? :) Yalom’un bu kitabındaki kendini açmalarından mı etkilendim? Muhtemelen... ​Yalom’un —şimdilik— son kitabı olan Kalp Saati, eşi Marilyn’i kaybettikten sonra ve hafıza sorunlarının oldukça ilerlediği bir dönemde kaleme alındı. Bir nevi "çift yas" süreci de diyebiliriz. Hafızası iyice zayıfladığından, yalnızca tek seferlik danışmanlıklar yapmaya karar veriyor ve "Burada ve Şimdi" ilkesiyle bu tek seferlik görüşmeleri yürütüyor. Kitap, bu danışmanlık sürecinden bazı seansları konu alıyor. Okurken içimdeki eleştirel ses hemen karşı çıktı: "Tek seanstan nasıl bir fayda umuyor?", "Bu tutum fayda sağlamaktan çok bencilce bir eylem gibi durmuyor mu?", "Kendi öznel durumumuza göre bir alanı şekillendirmek etik mi?" vs. İçimde her şeye dırdır eden bir yapı var, ben onun sesini duruma göre kısıp açıyorum, yoksa tüm ömrümü eleştiriyle, mızmızlıkla, huysuzlukla ve önyargıyla geçirirdim. İnsanın, kendine kulak vermemesi gerektiği zamanları bilmesi şart. ​Her neyse, kitabımıza dönersek... Bu tek seanslık görüşmelerin etkili olabileceği konusuna şüpheyle yaklaşmakla birlikte, kitabı okurken aslında görüşmelerin o seansta başlamadığını da görüyoruz. Yalom’un kitaplarını okumuş, eğitimlerine katılmış yahut eskiden tedavi sürecini yönetmiş kişileri danışan olarak kabul ettiği göz önüne alınırsa, bu ilişkinin
Kalp SaatiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2025163 okunma