Ayette geçen "toplumun nefsinde olanı değiştirmesi" üzerine analizler yapan Said, nefs ile fitrat kelimesi arasında bir bağlam kurarak çok önemli bir yorum geliştirmektedir. "... fıtrat üzere doğmak demek, Müslüman olarak doğmak demek değildir. Çocuk 'bil-istidat Müslüman olarak doğmuştur; bunu 'bil-fiil' Müslümanlığa dönüştürmesi ancak nefsi anındırma ameliyesiyle olur. Çünkü çocuk, etrafı yalıtılmış bir biçimde bırakılırsa bil-fiil Müslüman ol maz. Onu Müslüman kılan şey yine de çevresinin, ana-babasının ya da onların yerine geçebilecek faktörlerin etkisidir." Sıklıkla yanlış yorumlanan Müslüman çocuğun fitrat üzere doğması meselesi, "olmak"la ilgili bir hadise değildir, "doğuş"la ilgili bir ha-disedir. Bu doğuştan gelen temiz fıtratın korunup geliştirilmesi de bir sosyal çevre meselesidir. Doğuştan Müslümanlık, aktüel (ger-çekleştirilmiş) Müslümanlıkla yer değiştirmezse, Müslümanlık fiili bir durum haline gelmez.
Bu açıklamalarıyla aslında Said, şu sonuca ulaşmak istemektedir: Toplumun değişmesi ile Allah'ın değiştirmesi arasındaki nedensel bağ gerçekleşmeden toplumsal değişme gerçekleşmez. Durup dururken Allah salt Müslüman oldukları için bir toplumu iyiye ya da kötüye doğru değiştirmez. Değişmenin olması için mutlaka Müslümanların kendi özlerinde bir değişim yaşamaları gerekir. Bu değişim bozulma yönünde ise toplum bozulur, iyileşme yönünde ise toplum iyileşir. Bu sadece Müslümanlar için değil, yasanın genel niteliğini hesaba katarsak, gayri Müslimler için de geçerli olan bir durumdur.