Tanabay evli bir erkekti. Sevme çağını çoktan geçmişti ...
Ketebe Yayınları·Kitabı okuyor
39
"Düşünmemek unutmam değilmiş, aslında Tanabay unuttuğu için değil , istemediği için düşünmüyordu geçmişini."
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tanabay paslı bukağıları inceleyince yapan ustanın işçiliğine hayran kaldı. Eski Kırgız ustalarının işiydi bu. Fakat o güzelim ata mesleği ölmüş, işini bilen kimse kalmamıştı. Kimin işine yarardı şimdi zincirli köstek? Fakat unutulan bunca mesleğe üzülüyordu insan. Gümüşten, bakırdan, ağaçtan, deriden yapılan eşyalar, süsler ne güzel şeylerdi! Bunların değeri daha çok güzelliklerinden ileri geliyordu. Her birinin ayrı bir yapılış özelliği vardı bu atadan kalma eşyaların. Şimdi öyle miydi ya? Bardaklar, kaşıklar, küpeler, taslar, tabaklar bir kalıp üstüne alüminyumdan basılıp basılıp piyasaya sürülüyordu. Nereye gidersen git, her yerde aynı eşyalar. Aynı şeyleri göre göre insana bıkkınlık geliyordu.
Tanabay, "çabuk ol! kanatların yorulmadan arkadaşlarına yetiş" diye mırıldandı. Sonra içine çekti."Elveda,Gülsarı!"dedi.
Sayfa 419
Tanabay'ın ruhu yetim kalmış gibiydi. At, giderken her şeyi birlikte götürmüştü Artik hiç bir şey eskisi gibi değildi.
Sayfa 287
Az raslanır altın renkli tüyleri yüzünden Gülsarı adını taktıkları yaşlı atının, Aleksandrovka Yokuşunu ömründe son kez tırmandığını ve son kilometrelerin aştığını nereden bilecekti Tanabay?
Sayfa 211