taner kasırga

taner kasırga
@tanerksrg
Veteriner Hekim
yyu vet
Ağrı
DOĞUBAYAZIT
76 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·256 syf.·
2026 6. kitabı
Bir aşk masalı 'Özgürlük yoksa aşk da yoktur.' Ahmet Ümit bu sefer farklı bir anlatım denemiş. Fantastik ve olağanüstü olaylar içeren bir anlatım... Beş farklı ülkenin beş prensi gördükleri rüyanın etkisi ile farklı farklı maceralara atılırlar. Hepsi aynı rüyayı görür ve aynı amaçla yola çıkar. Rüyada gördükleri kızı bulmak... Buz ülkesi prensi Su ülkesi prensi Kum ülkesi prensi Toprak ülkesi prensi Rüzgar ülkesi prensi Her prens rüyada gördüğü kızı gerçek hayatta aramaya başlar. Bu süreçte prenslere yol gösteren aşk tanrıçası, büyülü kıza ulaşabilmeleri için bir takım erdemlere sahip olmaları gerektiğini söyler. Bunlar; Kararlılık Cesaret Tutku İyilik Özgürlük Bu beş hikmete de sahip olan prens, rüyasında gördüğü, büyüsüne kapıldığı ve aşık olduğu kıza ulaşabilecekti. Beş prens de, önlerine çıkan tüm zorluklara rağmen amaçları uğruna kararlılıkla mücadele etmişler, aynı zamanda hiçbir şeyden korkmadan cesurca yollarına devam etmişler ve aşkın yarattığı tutkuyu da biran olsun kalplerinde yitirmemişler, ayrıca kalplerindeki aşkla kötülük yapmadan iyilikle ilerlemişler. Ama bir konuda yanlış yapmışlar o da özgürlük. Aşık oldukları, uğruna nice zorluklar ile savaştıkları aşıklarının özgürlüğünü elinden almak istemişler. İşte bu sebeple aşık oldukları kızı bir daha hiç görmemek üzere kaybetmişler. Çünkü özgürlük yoksa aşk da yoktur. Kitap aşkla ilgili güzel dersler ve yorumlar içeriyor.
Bir Aşk MasalıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202212,8bin okunma
Reklam
10/10
·416 syf.·
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Serenad Serenad für Nadia! Maximillian Wagner Nadia Katherina Wagner Maya Duran Struma Mavi Alay Pera Palas Naziler Kitap, dramın ağır bastığı, yaşanmış bir olaydan kurgulanmış bir hikayeyi içeriyor. Bu hikaye daima hatırlanmaya değer. O yüzden isimlerin gözümün önünde durmasını istiyorum. Birkaç kelimeden oluşan bu isimler içinde nice acıları, aşkları, imkansızlıkları barındırıyor. Kitabı okuyanlar için bu isimlerin derin anlamlar taşıdığını biliyorum.
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,9bin okunma
Puan vermedi·60 syf.·
2026 1. kitabı
Stefan Zweig'ten kısa ama doyurucu bir eser daha. Kitap sayfa olarak az olsa da anlatımdaki yoğunluk okuru tatmin ediyor. Yazar olayı birinci kişi ağzından anlatıyor. Böylece her anı kendisiyle yaşatıyor. Zweig'in anlatımı ve betimlemelerindeki yoğunluk, kitap felsefi tarzda olmasa bile anlama ağırlık katıyor. Hayatın karmaşasını seyre dalan kahramanımız, kalabalığın arasında birine dikkat kesilir. Kıyafetleri perişan halde, ayakkabıları delik olan bir adamı izlemeye koyulur. Bu sırada da adamın işini tahmin etmeye çalışır. Sefil görünümlü bu adamın dilenci olduğunu düşünür. Sonra bu tahmininde yanıldığını farkeder. Çünkü adam kimseden para dilenmemeketedir. Sonra deli olduğuna karar verir. Çok geçmeden bu tahmininde de yanıldığını anlar. Çünkü adam hiç de deli biri gibi davranmaz. Bir anda dehşet içinde adamın yankesici olduğunu anlar. Çünkü, adamın kalabalığın içerisinde takip edildiklerinden ve hayat yoğunluğunun verdiği dalgınlıkla olanlardan habersiz insanlara bilerek çarpıp özür dileyerek ceplerinden birşeyler çaldığını görür. Tahminlerinden sonra bu gerçek karşısında şaşkınlığına engel olamaz. Devamında yaşananlar, kahramanı derin duygusal savaşlara sürükleyecektir. Sona doğru kahramanın da kurbanlardan biri olduğunu tahmin etmek zor olmasa da o anda yaşanan duygusal gerilim akışın bir an bile düşmesine izin vermez.
Bir Zanaatla Beklenmedik KarşılaşmaStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 20239,2bin okunma
Puan vermedi·422 syf.·
2025 14. kitabı
Polisiye, gizem, ilerledikçe çözülen olay örgüsü. Amerikalı Müslüman bir dedektifin, peşine düştüğü cinayeti ve devamında başına gelenleri anlatıyor. Kahramanımız Rashid Ash, Amerikalı Müslüman bir dedektif. Genelde namazlarını kılan biri olsa da arada bara gidip içki içmeyi de ihmal etmez. Kafasının çok dolu olduğu veya işin içinden çıkamadığı zamanlarda içerdi ama namazdan da vazgeçmezdi. Dedektifin karısı bir de kızı var. Üzerinde çalıştığı cinayetteki kurban ailesinden biri. Kız kardeşinin kızı yani yiğeni. Başta sıradan bir cinayet gibi görünür ve cinayet dosyası kapatılır. Ama Rashid işin peşini bırakmaz ve olayın ayrıntılarına girdiğinde işin içinde vampirler topluluğu, uyuşturucu satıcıları ve biyolojik silah geliştiren manyak çeteler olduğunu farkeder. Bu insanları soruşturmaya başlar, onlar takip eder. Dedektifin arı kovanına çomak sokmasıyla karşı taraf da sessizliğini bozar. Bu süreçte dedektif ve ailesi tehditler almaya başlar. Rashid hem kendini hem de ailesini korumalıdır. Olayın özünde, zorbalığa uğramış bir mikrobiyolog ve arkadaşının, intikamlarını almak için geliştirmeye çalıştıkları biyolojik silah çalışmaları sebebiyle, istemeden de olsa işledikleri cinayetlerdir. Dedektifin pes etmemesi hem yiğeninin gerçek katillerini ortaya çıkartmış hem de intikam hırsıyla bir ırkı tamamen ortadan kaldırmak isteyen mikrobiyolog ve yiğeninin yakalanmasına vesile olmuştur. Bahsettiğimiz mikrobiyolog birçok alanda çalışmış ve kendini geliştirmiş biri. Afrika'da yaptıkları çalışmalar ile insanlar üzerinde deneyler yaparak virüsle ilgili araştırmalar yapmışlar. Bilimin bu şekilde kötü amaçla ve özellikle insanlar üzerinde kullanılması ahlaki değerlerden yoksundur. Birkaç kişinin sana yaptığı kötülüğün bedelini tüm bir ırka ödetmek soykırım sebebidir. Bilim temiz
ManastırChris Culver · Olimpos Yayınları · 2017582 okunma
7/10
·50 syf.·
2025 10. kitabı
Mecburiyet Yapmak istemese de kaçamadığı bir mecburiyet. Askerlik görevi savaş yıllarına denk gelen kahramanımız, insanların birbirini öldürmeye zorlandığı bu sistemin bir parçası olmak istemez. Karısıyla beraber savaşın olmadığı İsviçre'ye kaçmayı başarır. Nazilerin savaşında, tehdit altındaki tüm Avrupa'da İsviçre güvenli ve savaşın olmadığı bir yerdir. Ama burada da rahat bırakmazlar kahramanımızı. Uzun bir süredir çağrılmayı bekleyen kahramanımızın içindeki fırtına boşuna değildir. Ama karısı onu göndermemeye kararlıdır. Zaten onu çağıran, sistem dediğimiz şey bir başçavuşun yazdığı kağıttan ibaret değil mi, kim ne yapabilir ki. Kahramanın içi içini yemektedir. Zorla götürülme korkusu her anını ıstıraba dönüştürmektedir. Karısıyla girdiği tartışmada askere gitme kararından vazgeçmez ve teslim olmak için yola çıkar. O esnada denk geldiği, savaştan dönen askerleri görür. Tanık olduğu manzara onu dehşete düşürür; sevdiklerinden ayrı kalmış insanların sevinç çığlıkları, beklediği kişiyi göremeyenlerin endişeleri, geri dönse de sakat kalmış askerleri ve dönse bile hiç bekleyeni olmayanları... Bu manzara savaşa, insanların emirlerine sorgusuz sualsiz itaat etmeye, köle olmaya, özgürlüğün elinden alınmasına karşı olan tavrına daha bağlanmasına vesile olur. Korkularına boyun eğmeyerek evine, karısına ve köpeğine geri dönen kahramanımız, böyle bir suça ortak olmamanın verdiği mutlulukla iç huzura erişmeyi başarmıştır. Sistem çok güçlü. Sistem her isteğini alabiliyor. Özgürlüğünü bile... Ama sevgi, bu yolda verilen savaşta çok büyük direnme gücü sağlıyor.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Reklam