Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyordum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim. Yol, bana uygun bir ruh önerebilirdi.
İşte bugün hayatımın ortasında -hangi ortası, belki de sonuna çok yakın bir yerinde- varabildiğim tek hakikat: Ben artırmacılık oynayan bir adamım. Şimdiye kadar neyi tuttumsa hep iğreti, parmaklarımın ucuyla, hemen, kolayca bırakabilmek için tuttum. Hürlüğümü korumak için bağlanmaktan korkup hep kopmaya kopabilmeye baktım.