• Yedek parça bebekler, özel tasarım çocuklar, bugünün çocuklarını kurtarmak için uygulanan yarının bilimi.
  • "Zeki tasarım" evrime karşı çıkışları birleştiren bir şemsiyedir.
  • "Zenginlik tek başına sizi mutlu etmez. Öte yandan mutluluğunuza da engellemez. Bugün pek çok kişi bir şeyler - son teknoloji ürünleri, son model arabalar, pahalı özel tasarım kıyafetler, yazlık ya da kışlık evler - alarak mutluluğu satın almaya çalışıyor. Ancak mutluluk böyle alınamaz ya da elde edilemez. Mutluluk krallığı sizin düşünce ve duygularınızdadır. Bir çok insan mutluluğu yaratmak için yapay bir şeylere ihtiyaç olduğuna inanır. Kimileri, "Belediye Başkanı olsaydım, Şirketin CEO'su olsaydım, gazetenin sosyete sayfasında resmim yayınlansaydı mutlu olurdum." Der. Gerçekte, mutluluk zihinsel ve manevi bir durumdur. Terfi ya da dışarıdan gelen bir takdir mutluluğu doğurmaz. Gücünüz, keyfiniz ve mutluluğunuz ilahi düzeni yasasını ve bilinçaltınızdaki doğru eylemi bulmanıza, sonra da bu prensipleri hayatınızın bütün aşamalarına uygulamanıza bağlıdır."
  • Bana göre mükemmeliyetçilik, korkunun lüks, özel tasarım bir versiyonu yalnızca.
  • Burada öncelikle Sn. İbrahim Yusuf Pala’ya yapmış olduğu jestinden dolayı teşekkür etmek isterim. Kitabı bana ulaştığında elimde olanları bitirmeden okumaya başlamak istemedim. Hoş tasarım ve renk uyumlu kapağı olan bu güzel eseri bitirmem yaklaşık üç günümü aldı. Daha hızlı bitirebilir miydim?! Evet, bitirebilirdim ama ilgilenmem gereken bir işim ve ailem olduğunu da unutmamak gerekir. :)

    Biraz önce de bahsettiğim gibi, kitabı üç günde okudum. Kitap, yazarımız Sn. Pala’nın hikâyesini anlatış tarzı ve konunun içeriği açısından bana yeraltı edebiyatına daha uygun olduğu hissiyatını verdi. Her ne kadar karışık bir giriş yapsa da, olayların akışı ve özellikle de sonuna yaklaşınca ters köşe yapması oldukça başarılıydı.

    Konu içerisinde olan karakterler, onların birbirleri ile olan ilişkileri, gidişata yön vermeleri ve bu süreçte de kimin iyi, kimin kötü, kimin hayali, kimin gerçek olduğunu tamamen biz okurlara bıraktığını gözlemledim diyebilirim. Psikiyatrik bir seans ile başlayan hikâyemiz, beklenmedik şeylere davet çıkarırcasına ikili üçlü ilişkiler ile sizi alıp götürüyor. Sonuna yakın, “hadi canım sende!” diyebileceğinizi hissediyorum.

    Güzel bir kurgusu ve anlatım türü olan hikâyenin ana karakterlerinin olay akışı çok farklı bir şekilde gelişiyor. Evet, başında da belirttiğim üzere, kitap +18 içerikli ve açıkçası ebeveynler tarafından küçük çocuklar ve ergenler için uygun görülmeyebilir.

    Kitapta Bay Şair’e yakışacak bir hayat tarzını okuyor ve şahit oluyoruz. Kendisinden de daha ne beklenebilirdi ki?! Görünen köy kılavuz istemez misali. :) Ara hikâyeler, anılar, düşünceler ve zihnin derinliklerinden gelen sesler. Evet, ara ara kendimi bir psikiyatri kliniğinde gibi hissetmedim değil yani. Kitabı okurken karakterleri yoklayan seslerin, konuşmaların sizi o yönde bir hissiyata itmesi de çok doğal.

    Burada, bu eser ile ilgili verilmiş göz ardı edilemez bir emek var ve felsefi, psikolojik bir kitap bağlamında ele alınabilecek türde bir konuya şahit oluyoruz. Bugün etrafınıza dönün bir bakın ve bana ne gördüğünüzü söyleyin?! Ben her gün evden işe geçerken, gün içinde araç ile ya da yaya giderken ve yine akşam evime dönerken insanları inceliyorum. Kendimce gözlem yapıyorum ve bu gözlemimde de mutluluk, mutsuzluk, kendi kendine konuşan, garip hareketler sergileyen birçok kişi görüyorum. Belki buna bende dahilim!!! Demem o ki, bu kitapta bahse konu şeyler hangimizin etrafında olmuyor ki? Hangimizin hayatı mükemmel ve dört dörtlük? Hadi ama!!! Hepimizin içinde bize seslenen bir hayali karakter yok mu? Adını koymasak bile o her gün bizi alttan alttan dürtüyor… :)

    Evet, kitabı beş ile puanlandırmış olsam bile, felsefe ve psikoloji anlamında ele alınması gereken bir kitap diyebilirim. Okuyan herkesin en azından bir kere olsun bazı şeyler hakkında kafa yoracağına ve düşüneceğine eminim. Buradan Sn. Pala’ya tekrar teşekkür eder, başarılarının devamını dilerim.

    Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

    ~ Adem YEŞİL ~
  • Yok yok yok... Her geçen gün daha kaç değerli yazarı tanımıyorum acaba diye düşünmekten kendimi alamamaktan başka çare yok. Zira yetişemiyorum.

    Hasan Ali Toptaş' ın okuduğum ilk öykü kitabı. Yazarın öykücülükte kültleştiğini kitabın kapı eşiğindeki ödüllerinden anlıyor ve biliyor olmak da ayrı bir üzünç kaynağı...

    5 öyküden oluşuyor... Her bir öykü bir diğerine güzelleme yaparken bu sonsuzluk girdabında aradan bir tanesini çekip çekip okuyasınız gelir... İmgelem Bin Hüzünlü Haz' dan daha sade (yazarın okuduğum ilk romanı) ama her sayfanın kemiklerinde yine düşsel dünyaların element tozlarını okurken yutuyorsunuz.

    Kitap tasarımını görenler (Ümit Ünal-Çizimci) sayfaların arasına reçel sürüp yemek isteyebilir. O kadar harikulâde bir tasarım olamaz. Bir kitaba dokunmanın bu kadar haz vereceğini tahmin etmezdim.

    Son hikaye Şeytan Uçurtması' nda bir kısım var ki; mutlaka alıntılamalıyım...
    İçimdeki kabuk bağlayan bazı duyguları kanattı...

    "... Kocasını cici annemin elinden almak için mi geldi yoksa beni öpüp koklamak için mi, bilmiyorum. Bildiğim şu ki, o gelince İstanbul annem olurdu birden; duvarlar annem, kapılar annem, pencereler annem olurdu. Kapıya koşar, kimsenin ruhu duymadan içeriye alırdım onu, yüzünü saklardım bir yerlere, gözyaşlarını, ortalığa saçılan ayak seslerini ve bakışlarını saklardım. Kalırsa sevgisiyle şefkati açıkta kalırdı sadece, onları hiç bir yere sığdıramazdım... "

    İçinizdeki hangisine susayacaksa susamış olan ölgün çocuğa...

    ~~Keyifli okumalar~~
    ~~ Kitapla kalın~~